olmamak

listen to the pronunciation of olmamak
التركية - الإنجليزية
(neg. form of olmak ) not to be
be off
not to happen
{f} lack
hold off
not to be

To be or not to be, that is the question. - Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu.

I started a new blog. I'll do my best not to be one of those people who blogs a lot right at the start and then quits blogging. - Yeni bir bloğa başladım. Başlangıçta çok sayıda blog yapan ve sonra blog yapmaktan vazgeçen insanlardan biri olmamak için elimden geleni yapacağım.

be lacking
olmak ya da olmamak
To be or not to be
ol
be
ol
became
ol
are
ol
is
ol
was
aynı fikirde olmamak
disagree
emin olmamak
unsure
ol
were
ciddi olmamak
not to be serious
eksik olmamak
turn up
elinde olmamak
beyond one's power
elinde olmamak
can't help
engel olmamak
set free
fikri olmamak
have no idea
hali olmamak
be tired
hali olmamak
be exhausted
hali olmamak
be fagged out
hali olmamak
be worn
hali olmamak
beat
hemfikir olmamak
disagree
hemfikir olmamak
dissent
ikna olmamak
doubt
inanılması mümkün olmamak
be beyond belief
ol
for
senkronik olmamak
be out of sync
sorumlusu olmamak
bear no responsibility for
söz konusu olmamak
be out
yeterli olmamak
fall short
yeterli olmamak
fall short of
ol
been of
ol
being
ol
grew into
ol
come about
ol
be of
ol
been
ol
am
ol
become
ol
{f} happening
ol
to be
ol
grow into
ol
{f} becoming
ol
happen
eskisi gibi olmamak
fall off
bir dikili ağacı bile olmamak
Not even a tree planted
hoşnut olmamak
Be unpleased or 'not happy' about something
kızgın olmamak
Not to be angry
memnun olmamak
not to be pleased with
parası olmamak
of cash
umrunda olmamak
Not to care
umrunda olmamak
not to mind
umurunda olmamak
Not to care a brass farthing
yerinde olmamak
not to be at his desk
zorunda olmamak
Do/does not have to

You don't have to go.

çıkarı olmamak
to have no gainget/have no benefit/advantage out of (a situation) for oneselfget/have nothing out of (a situation) for oneself
çıkarı olmamak
Have/have got nothing to benefit from
acemisi olmamak
be out of one's element
adam olmamak
to come to no good
adil olmamak
be unfair
aklı başında olmamak
be out of one's senses
akıl harcı olmamak
(for something) to be
akıl kârı olmamak
to be unreasonable, to be wise (to do sth)
akılı başında olmamak
1. to be confused, be unable to think straight. 2. to be unconscious
alâkası olmamak
have nothing to do with
alâkası olmamak
have no bearing on
alâkası olmamak
be far out
alıngan olmamak
be slow to take offense
alışverişi olmamak
to avoid contact (with), not to have anything to do with
aman aman (bir şey) olmamak
not to be anything special
anlamı olmamak
have no meaning
aptesinden şüphesi olmamak
to have full confidence in oneself
arası hoş olmamak
1. to be on bad terms with. 2. to dislike (something)
arkası olmamak
to be without influential friends, have no pull
asılı astarı/faslı olmamak
to be unfounded, not to be true
aynı düşüncede olmamak
to disagree (with sb)
aynı fikirde olmamak
not to hold with
aynı fikirde olmamak
to differ (from sb/sth)
ayrısı gayrısı olmamak/ gayrı bilmemek
to have all things in common
az buz olmamak
to be no small matter be a significant amount
az günün adamı olmamak
to have lived long and seen much
aşağı kalır yeri/yanı olmamak
to be at least as good (as)
başka çare olmamak
there is nothing (else) for it (but to do sth)
başını kaşıyacak vakti olmamak
snow in
başını kaşıyacak vakti olmamak
to be snowed under with work, to be up to one's ears in work
başını sokacak bir yeri olmamak
to have no roof over one's head
bilgisi olmamak
be in the dark
bilgisi olmamak
have no knowledge
bilgisi olmamak
have no information
bilgisi olmamak
(deyim) be in the dark about
boğazlı olmamak
be a small eater
boş olmamak
not to be without reason, to have a justifying cause
cesareti olmamak
not have the courage (to do sth)
cesareti olmamak
have no heart
dahil olmamak
not to be included
dahil olmamak
not to be involved
dikili ağacı olmamak
to own nothing
dikili ağacı olmamak
(deyim) not have a stick in this world
diyeceki olmamak
to have no objection; to have nothing to say
diyeceği olmamak
a) to have no objection b) to have nothing to say
doyum olmamak
(for something) to be so delicious or delightful that one can't get enough of it
döner taşı, öter kuşu olmamak
not to have a home and family
dünya yıkılsa umurunda olmamak
to be without a care in the world
dünyadan haberi olmamak
to be unaware of what is going on around one
dünyadan haberi olmamak
to be unaware of the happenings around oneself
düzgün olmamak
(Konuşma Dili) be out of true
eksik olmamak
(always) to turn up
eksik olmamak
1. (for something) not to be lacking, not to be missing. 2. (for someone) not to be absent
eksiki gediği olmamak
1. to be perfect in every way. 2. not to lack for anything whatsoever
elinde olmamak
a) to be beyond one's power b) can't help
elinde olmamak
be unable to help
elinde olmamak
be beyond one's power
emin olmamak
doubt
emin olmamak
not to be sure
emin olmamak
not to know for certain
emin olmamak
be hazy about
en ufak bir fikri olmamak
not to have the faintest/foggiest idea
en ufak bir fikri olmamak
not to have the faintest idea
endişesi olmamak
be unconcerned about
engel olmamak
give free rein to
engel olmamak
give rein to
esası olmamak
to be unfounded, be without foundation
etkin olmamak
lie dormant
eyvallahı olmamak
not to be indebted to, not to have any moral obligation to (someone)
eşi (benzeri) olmamak
to be unique
eşi benzeri olmamak
not to be equal
farkında olmamak
not to be aware of
farkında olmamak
be insensible of
farkında olmamak
be unaware of
farkında olmamak
to be unaware of, to be oblivious to
farkında olmamak
be unconscious of
fartası furtası olmamak
{k} to be given to speaking tactlessly
fartası furtası olmamak
{k} to be capricious
faydası olmamak
be no use
fazla samimi olmamak
to keep sb at a distance
fena olmamak
to be all right
formda olmamak
to be out of shape
formunda olmamak
to be out of shape
gerçek olmamak
ring hollow
gidecek yeri olmamak
have nowhere to go
gizlisi saklısı olmamak
to lay one's card on the table, to put one's cards on the table
gizlisi saklısı olmamak
show one's hand
gönlü razı olmamak
not to find it in one's heart
gözünde pek iyi bir insan olmamak
be in bad odor with smb
haberi olmamak
be unaware of
haberi olmamak
not to know
haberi olmamak
be insensible of
haberi olmamak
to be unaware (of sth/that), to be ignorant of
hadi hesabı olmamak
to be boundless, be innumerable, be innumerous
hadi olmamak
(for something) not to be up to (someone); (for someone) not to have the right to do something
hakkı olmamak
to have no business to do sth
hartası hurtası olmamak
to show disrespect, act disrespectfully
hassas olmamak
be insensitive to
hasta olmamak
be not sick
hasta olmamak
be not ill
hayra alâmet olmamak
augur ill
hayra alâmet olmamak
bode ill
hayra alâmet olmamak
be a ill omen
herkese nasip olmamak
be quite something
hesapta olmamak
not to plan on, not to figure on (something); not to be part of the plan: Süreyya hesapta yoktu. Süreyya wasn't part of the plan
hiç düşmanı olmamak
make no enemies
hiç şansı olmamak
not to have a dog's chance
hiç şansı olmamak
be a dead duck
hiçbir fikri olmamak
not to have a clue
iddiası olmamak
make no pretense to
ihtimali olmamak
(for something) to be unlikely
ilgisi olmamak
have no concern with
ilgisi olmamak
have nothing to do with
ilgisi olmamak
have no bearing on
ilgisi olmamak
to have nothing to do with sb/sth
istekli olmamak
have no heart
isteklisi olmamak
go beging
içkili olmamak
be none the worse for drink
işi olmamak
(birinin) be outside one's beat
iştahı olmamak
have no appetite
iştahı olmamak
have no palate for
kafası yerinde olmamak
to wool-gather; for one's mind to be elsewhere
kafasını kaşıyacak vakti olmamak
to be too busy to think, not to have time to turn around
kalıpının adamı olmamak
not to be the man one seems to be
kendinde olmamak
not to kno
kendinde olmamak
to be unconscious
keyfi olmamak
(deyim) feel under the weather
keyfi olmamak
feel rotten
keyfi olmamak
to be out of sorts
keyfi olmamak
be out of sorts
keyfi yerinde olmamak
be in the doldrums
keyfi yerinde olmamak
have the pips
keyfi yerinde olmamak
feel out of sorts
keyfi yerinde olmamak
to feel out of sorts, to be in the doldrums, to be down in the dumps
keyfi yerinde olmamak
to be in the doldrums
keyifi olmamak
1. not to feel well, to be indisposed. 2. not to be in the mood, not to feel like it
kiliti küreği olmamak
(for things, a place) to be left unguarded, not to be left locked up
kimseye bağımlı olmamak
(deyim) stand on one's own feet
kimseye muhtaç olmamak
(deyim) stand on one's own feet
kimseye muhtaç olmamak
to stand on one's own two feet
kimseye muhtaç olmamak
stand on one's own legs
kolunu kıpırdatacak hali olmamak
to be dead beat
konu ile ilgili olmamak
extraneousness
korkusu olmamak
stick at nothing
kârı olmamak
not to be up to, not to be equal to: Bu iş herkesin kârı değil. Not everyone is equal to this job
lâyık olmamak
be unworthy of
memnun olmamak
be displeased with
memnun olmamak
not to be happy with
memnun olmamak
be displeased at
misafiri eksik olmamak
to do a lot of entertaining
müdanası olmamak
colloq . to be ungrateful
namerte muhtaç olmamak
not to be beholden to someone one despises
niyetli olmamak
have no intention
o taraflı olmamak
to pay no attention (to), take no notice (of) (something)
o taraflı olmamak
to take no notice of
o tarakta bezi olmamak
not to be involved in that matter
ol
that; those
ol
befell
ol
he; she; it
الإنجليزية - الإنجليزية

تعريف olmamak في الإنجليزية الإنجليزية القاموس.

OL
my wife, my girlfriend, my mother (Internet abbreviation)
ol
Oliver's List of Newton Easter Eggs http: //www geocities com/SiliconValley/Bay/4931/index html
ol
Ordered List The Ordered List element represents a list of items sorted by sequence or order of importance Typical remdering is a numbered list of items
ol
OFFICE LIGHT DISTRICT
ol
on the label
ol
{ font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 10pt; margin-top: auto; margin-bottom: auto; color: #000000} The OL tag style creates a default look for an orderedlist in the HTML file item one item two
ol
A suffix denoting that the substance in the name of which it appears belongs to the series of alcohols or hydroxyl derivatives, as carbinol, glycerol, etc
ol
Operating loans, farm
ol
Overall Length
ol
orienting line
التركية - التركية

تعريف olmamak في التركية التركية القاموس.

OL
(Hukuk) O
bir dikili ağacı bile olmamak
(deyim) Mali mülkü olmamak, hiç bir şeyi olmamak
ol
O gösterme sıfatı
ol
O gösterme sıfatı: "Dedi gördüm ol habibin aneasın"- Süleyman Çelebi. O gösterme zamiri
الإنجليزية - التركية

تعريف olmamak في الإنجليزية التركية القاموس.

alâkası olmamak
Be far out, have nothing to do with, have no bearing on
OL
(Askeri) çalıştırma mahalli (operating location)
olmamak
المفضلات