next-to

listen to the pronunciation of next-to
الإنجليزية - التركية
komşu
bitişik

Bir bebek dişine bitişik bir yetişkin dişi geldi. - An adult tooth came in right next to a baby tooth.

Tom oturma sırasında Mary'ye bitişik bir koltuk aldı. - Tom took a seat next to Mary on the bench.

neredeyse

O konuda neredeyse hiçbir şey bilmiyor. - He knows next to nothing about the issue.

Kitabı neredeyse bedava aldı. - She bought the book for next to nothing.

yakınındaki
-e bitişik
-e yakın
bitişiğinde

Çelik binanın bitişiğinde papatyalar var. - There are daisies next to the steel building.

hemen yanındaki
hemen hemen
hemen yanında
yanında

Temizlik, dindarlığın yanındadır. - Cleanliness is next to godliness.

Evimin yanında birkaç dükkân var. - There are a few shops next to my house.

-in yanında, -e bitişik; -in yakınındaki
yandırmak
الإنجليزية - الإنجليزية
Immediately following or preceding in a sequence; just subsequent or previous

When you start the next to the last roll, get some more paper.

Beside; alongside

Do you mind if I sit next to you?.

Almost; nearly

It is next to impossible to get him to admit it, but writes very well.

{e} beside, near, by
next-to

    فيديوهات

    ... Maybe if I dance next to this guy, he'll recognize his urge ...
    ... But notice that in German right next to it right over ...
المفضلات