muhtemel

listen to the pronunciation of muhtemel
التركية - الإنجليزية
probable

It is probable that he is ill. - Onun hasta olması muhtemeldir.

How probable is that to happen? - Onun olması ne kadar muhtemel?

possible

We are all poor swimmers with the possible exception of Jack. - Jack'ın dışında muhtemelen hepimiz kötü yüzücüyüz.

It's possible Tom won't attend the meeting today. - Bugün Tom'un, toplantıya katılmayacağı muhtemeldir.

would-be
estimated
prospective
apt
in the cards
(Kanun) calculated
likely

The traditional way of learning a language may satisfy at most one's sense of duty, but it can hardly serve as a source of joy. Nor will it likely be successful. - Bir dil öğrenmenin geleneksel yolu olsa olsa birinin görev duygusunu tatmin edebilir ama o bir sevinç kaynağı olarak hizmet edemez. Ayrıca muhtemelen başarılı olmayacaktır.

I think that it likely that there was a major fault in the lookout. - Gözetlemede muhtemelen büyük bir hata olduğunu zannediyorum.

a priori
probable, likely
contingent
eventual

Eventually, Tom will likely agree to help us. - Sonuçta, Tom muhtemelen bize yardım etmeyi kabul edecek.

Tom will eventually do that, but probably not anytime soon. - Tom sonunda bunu yapacak, ama muhtemelen yakın zamanda değil.

probable, likely, possible
liable
feasible
presumptive
subject
on the cards
verisimilar
presumable
expectative
inposse
muhtemel alıcı
(Ticaret) prospect
muhtemel aday
prospect
muhtemel iaşe mevcut raporu
(Askeri) anticipated ration strength
muhtemel olarak
probably
muhtemel olmak
be possible
muhtemel olmak
on the cards
muhtemel olmak
to be possible
muhtemel olmak
possible
muhtemel olmayan
(Ticaret) improbable
muhtemel sonuç
probable cause
muhtemel şekilde
prospectively
Muhtemel Durum Harekat Alanı Hava Kontrol sistemi otomatik planlama sistemi
(Askeri) contingency Theater Air Control System automated planning system
Muhtemel Durum Planlama Tesisleri Listesi; ateş koordinasyon hattı
(Askeri) Contingency Planning Facilities List; coordinated fire line
muhtemel alıcı
prospective buyer
muhtemel azami feyezan
maximum proper flood
muhtemel bir şekilde
feasibly
muhtemel birikim
(Ticaret) projected accumulation benefit
muhtemel birikim
(Sigorta,Ticaret) projected accumulation
muhtemel borç
(Kanun) contingent debt
muhtemel borçlar
(Ticaret) direct liability
muhtemel boş depo sahası
(Askeri) potential vacant space
muhtemel denizaltı
(Askeri) possible submarine
muhtemel denizaltı
(Askeri) probable submarine
muhtemel dikey hata
(Askeri) vertical probable error
muhtemel durum analizi
(Askeri) contingency analysis
muhtemel durum bölgesi
(Askeri) contingency area
muhtemel durum etkileri
(Askeri) contingent effects
muhtemel durum harekatı hareket kabiliyeti planlama ve işletme sistemi
(Askeri) contingency operations mobility planning and execution system
muhtemel durum kontratları idare hizmeti
(Askeri) contingency contract administration services commander - contingency contract administration services
muhtemel durum planlama tesisleri listesi
(Askeri) contingency planning facilities list
muhtemel durum ve tatbikat planı
(Askeri) contingency and exercise plan
muhtemel en kötü hal
reasonable worst case
muhtemel etkenler
(Havacılık) chance causes
muhtemel harekat için personel desteği
(Askeri) personnel support for contingency operations
muhtemel hareket tarzı
(Askeri) probable course of action
muhtemel hasar tahmini
(Sigorta) probable loss estimate
muhtemel hayat eğrisi
(Ticaret) probable life curve
muhtemel hayat süresi
(Ticaret) piobable life time
muhtemel kar
(Ticaret) contingent profit
muhtemel kullanma süresi
(Askeri) expected life of an item
muhtemel menzil hatası
(Askeri) probable error in range
muhtemel müşteri
prospect
muhtemel olmak
to be possible, to be on the cards
muhtemel olmayan
unlikely
muhtemel sapma hatası
(Askeri) probable error deflection
muhtemel yatırımcı
(Ticaret) potential investor
muhtemel yayılma hattı
(Askeri) probable line of deployment
muhtemel yaşama müddeti
(Ticaret) probable life
muhtemel çıkış hattı
(Askeri) probable line of deployment
kuvvetle muhtemel
more likely to
kuvvetle muhtemel
likely
Savunma Bakanlığı Lojistik Dairesi (DLA) muhtemel durum destek timi
(Askeri) Defense Logistics Agency (DLA) contingency support team
bölgesel muhtemel durum istihkam yönetimi
(Askeri) regional contingency engineering management
harekat alanı muhtemel durum istihkam yönetimi
(Askeri) theater contingency engineering management
hasta tahliye muhtemel durum kiti
(Askeri) patient evacuation contingency kit
hava muhtemel durum kuvveti
(Askeri) air contingency force
hesaplanan havadan salma noktası; muhtemel durum alternatif yol planı
(Askeri) computed air release point; contingency alternate route plan
işbirliği ile muhtemel durum hedeflemesi; muharebe kontrol timi
(Askeri) collaborative contingency targeting; combat control team
küçük ölçekli muhtemel durum; gözetleme destek merkezi
(Askeri) small scale contingency; surveillance support center
merkezi işlemci grubu; Amfibi Grup Komutanı; Muhtemel Durum Planlama Rehberi
(Askeri) central processor group; Commander, Amphibious Group; Contingency Planning Guidance
müsterek görev kuvveti muhtemel durum istihkam yönetimi
(Askeri) joint task force contingency engineering management
temas muhtemel değil
(Askeri) contact improbable
toplam muhtemel hata
(Askeri) total probable error
التركية - التركية
(Osmanlı Dönemi) (Haml. den) Olabilir. Mümkün. Ümid edilir. Kabil. Me'mul
Olası, olabilir
İhtimal dâhilinde olan, beklenen, beklenir, umulur, olası, olasılı, mümkün: "Bir insan için güzel olanın, daha birçok insan için de güzel olması pek muhtemeldir."- N. Ataç
İhtimal dâhilinde olan, beklenen, beklenir, umulur, olası, olasılı, mümkün
muhtemel olmak
Umulmak, beklenmek
muhtemel
المفضلات