muhakeme

listen to the pronunciation of muhakeme
التركية - الإنجليزية
reasoning

If we let our reasoning power be overshadowed by our emotions, we would be barking up the wrong tree all the time. - Muhakeme gücümüzün hislerimiz tarafından gölgelenmesine izin verirsek her zaman yanlış ağaca havluyor oluruz.

Tom didn't understand Mary's reasoning. - Tom Mary'nin muhakemesini anlamadı.

judgment
discernment
judgement [Brit.]
reasoning (something) out, thinking (something) through
law trial; judging, adjudicating, adjudication
trial; judgement, discernment; reasoning
{i} judgement
sanity
ratiocination
assize
judg(e)ment
questlon
sense
muhakeme etme
ratiocinate
muhakeme etmek
reason
muhakeme etmek
judge
muhakeme etmek
reconsider
muhakeme etmek
1. law to hear (someone's) case. 2. to think (something) through, reason (something) out
muhakeme etmek
a) to hear a case, to judge b) to reason
muhakeme yeteneği
discernment
masarifi muhakeme
(Kanun) he costs of a casecourt coststrial expenses
aleni muhakeme
public trial
ceza muhakeme usulü
penal proceedings, criminal procedure
hususi muhakeme usulleri
(Kanun) special procedures of trial
meni muhakeme
(Kanun) non-suit
takip olunacak muhakeme usulü
(Kanun) procedure to be applied
التركية - التركية
(Osmanlı Dönemi) Düşünmek
(Osmanlı Dönemi) İki tarafı dinleyip hüküm vermek
(Osmanlı Dönemi) (C.: Muhakemât) (Hüküm. den) Dava için iki tarafın mahkemeye baş vurması
(Osmanlı Dönemi) İki tarafın mahkemeye baş vurması
(Osmanlı Dönemi) Karar vermek için iyice düşünmek
(Osmanlı Dönemi) Zihinde inceleme yapmak
Birbirine karşı olan iki tarafı dinleyerek bir yargıya varma, yargılama
Bir konuyu zihinde iyice düşünüp inceleyerek karar verme, akıl süzgecinden geçirme, usa vurma, uslamlama
Bir sorunu çözmek için çıkar yol arama: "Güldüm, şu muhakemem ne garip münasebetsizlikti."- Ö. Seyfettin
Bir sorunu çözmek için çıkar yol arama
Usa vurma: "Daima felsefe yapmağa hazır, kurulmuş bir makineye benzeyen ukala dimağım muhakemeye başladı."- Ö. Seyfettin
(Osmanlı Dönemi) akıl yürütüp doğru bir netice elde edebilme, tartma, değerlendirme; yargılama
muhakeme etmek
Akıl süzgecinden geçirmek, düşünmek
muhakeme etmek
Yargılamak
muhakeme usulü
Yargı yolu, muhakeme tarzı
masarifi muhakeme
dava giderleri, mahkeme için harcanan para
ADİ MUHAKEME USULÜ
(Hukuk) Genel yargılama yöntemi; özel yargılama yöntemleri dışında kalan asıl yargılama yöntemi
ALENİ MUHAKEME
(Hukuk) Açık yargılama
muhakeme
المفضلات