make safe

listen to the pronunciation of make safe
الإنجليزية - التركية
güvenli hale getir
(Askeri) EMNİYETLİ HALE GETİRME: Sistemin işlevini tamamen önlemek veya engellemek için yapılması gerekli bir veya daha fazla faaliyet. ("dearm", "disarm" ve "disable" kelimeleri ile aynı anlamı taşır.) Yapılması gerekli faaliyetler arasında şunlar vardır: 1. Emniyete al (mandal veya kilit gibi emniyet aygıtları); 2. Bağlantıyı sök (hortumlar. bağlantılar, akü ve piller); 3. Sıvı boşalt (akümülatörler, rezervuarlar); 4. Çıkart veya sök (başlatıcı, fünye, detonatör gibi patlayıcı aygıtlar.)
(Askeri) emniyetli hale getirme
safe
emniyette
safe
tehlikesiz

Sence bunu yapmak tehlikesiz mi? - Do you think it's safe to do that?

safe
güvenilir

Tom elektronik sigara içmenin sigara içmekten daha güvenilir olduğunu düşünüyor ama Mark o kadar emin değil. - Tom thinks that vaping is safer than smoking cigarettes, but Mary's not so sure.

safe
{s} güvenli

Parayı güvenli bir alanda tut. - Keep the money in a safe place.

Çocuklarımızın güvenliği için, lütfen yetişkin sitelerine girmeyin. - For our children to be safe, please do not enter adult sites.

safe
{s} güvencede

Sırlarınız benimle güvencededir. - Your secrets are safe with me.

Biz herkesi güvencede tutmak istiyoruz. - We want to keep everybody safe.

safe
{i} çelik kasa

Tom'a bir çelik kasası olup olmadığını sordum. - I asked Tom if he had a safe deposit box.

Uygun olan bir çelik kasaya değerli eşyalarımı koymak istiyorum. - I'd like to put my valuables in a safe deposit box, if any are available.

safe
yiyecek dolabı
safe
kesin

Kesinlikle güvende olacaksın. - You'll be absolutely safe.

Sadece Allah, kesinlikle mutlak kudret sahibi olabilir. - Only God can safely be omnipotent.

safe
sağlam

Tom güvenli ve sağlam döndü. - Tom returned safe and sound.

Güvenliği başka her şeyden önce sağlamalıyız. - We must put safety before anything else.

safe
atlatmış
safe
emin

Tom'un güvende olduğundan emin misin? - Are you sure Tom is safe?

Tom Mary'nin emin ellerde olup olmadığını bilmiyordu. - Tom didn't know whether Mary was safe or not.

safe
kurtulmuş
safe
beysbol oyundışı edilmeden kaleye yetişmiş olan
safe
{s} muhakkak
safe
{s} korkusuz

Ben onunla korkusuzca oynuyorum. - I am playing it safe.

safe
safe and sound sağ salim
safe
teldolap
safe
emin,emniyetli
safe
(isim) kasa, çelik kasa
الإنجليزية - الإنجليزية
safeguard
ensafe
safe
make safe

    التركية النطق

    meyk seyf

    النطق

    /ˈmāk ˈsāf/ /ˈmeɪk ˈseɪf/

    علم أصول الكلمات

    [ 'mAk ] (verb.) before 12th century. Middle English, from Old English macian; akin to Old High German mahhOn to prepare, make, Greek magEnai to be kneaded, Old Church Slavonic mazati to anoint, smear.

    كلمة اليوم

    mellifluous
المفضلات