Do this work by tomorrow if possible.
- Mümkünse yarına kadar bu işi yap.
I'd like to see you if possible.
- Eğer mümkünse seni görmek istiyorum.
All of us want to live as long as possible.
- Hepimiz mümkün olduğu kadar uzun yaşamak istiyoruz.
It's possible that the drinking water has chlorine, lead, or similar contaminants in it.
- İçme suyunda klor, kurşun ya da benzer kirletici madde bulunması mümkün.
What you're suggesting doesn't seem feasible.
- Önerdiğin şey mümkün görünmüyor.
I think it's feasible. Should we try? We can always dream...
- Bence bu mümkün. Denemeli miyiz? Her zaman hayal kurabiliriz.
It's not likely Tom will do what we ask.
- Tom'un istediğimizi yapması mümkün değil.
Tom won't likely be able to cope with the situation.
- Tom'un durumun altından kalkabilmesi pek mümkün olmayacak.
It's possible, but not probable.
- Bu mümkün, ama olası değildir.
It is probable that she will come tomorrow.
- Onun yarın gelecek olması mümkün.