mükellef

listen to the pronunciation of mükellef
التركية - الإنجليزية
amenable
charged with; obliged to (do something)
taxpayer

This is a waste of taxpayers' money. - Bu, vergi mükelleflerinin para kaybıdır.

Each taxpayer has the right to know where his money goes. - Her vergi mükellefinin, parasının nereye gittiğini bilmeye hakkı vardır.

grand, elaborate
charged with, obliged to, liable; grand, sumptuous; taxpayer
liable
charged with
(Kanun) obliged
sumptuous
obliged to
regal
rich
costly
التركية - التركية
(Osmanlı Dönemi) Bir şeyi yapmağa mecbur olan. Vazifeli. Muvazzaf
(Hukuk) Yükümlü; ödevli; görevli
(Osmanlı Dönemi) Mükemmel hazırlanmış, külfetle süslenmiş olan. Bak: Teklif
(Osmanlı Dönemi) Bir şeyi ödemeğe mecbur olan
(Osmanlı Dönemi) vazifelendirilen; Allah'ın emir ve yasağına muhatap olan; mükemmel şekilde hazırlanmış
Eksiksiz, özenli bir biçimde yapılmış
Eksiksiz, özenli bir biçimde yapılmış: "Aralanan kapıdan girdim, mükellef fakat loş antrede Mapa kraliçesi ayakta duruyor."- R. H. Karay
Vergi vermekle yükümlü olan kimse veya kuruluş
Bir şeyi yapmak zorunluluğu olan, yükümlü
mükellef
المفضلات