kontrol etme

listen to the pronunciation of kontrol etme
التركية - الإنجليزية
inspection
going over
{i} controlling

The next four to six weeks are crucial in controlling the massive Ebola outbreak. - Önümüzdeki 4 ila 6 hafta, büyük Ebola salgınını kontrol etmekte çok önemlidir.

Controlling my emotions is not my forte. - Duygularımı kontrol etmek benim görevim değil.

kontrol etmek
check

I have to check and see what the contract says. - Sözleşmenin ne dediğini kontrol etmek ve görmek zorundayım.

How many bags do you want to check? - Kaç tane çanta kontrol etmek istiyorsun?

kontrol etmek
{f} control

They formed a company to control it. - Onu kontrol etmek için bir şirket kurdular.

Anger is hard to control. - Öfkeyi kontrol etmek zordur.

kontrol et
{f} check

We should check the spread of the disease. - Biz hastalığın yayılmasını kontrol etmeliyiz.

He checked that all the doors were safely shut. - Bütün kapıların güvenli bir şekilde kapatılıp kapatılmadığını kontrol etti.

kontrol etmek
{f} govern

They needed a new government to control the anarchy. - Onların anarşiyi kontrol etmek için yeni bir hükümete ihtiyaçları vardı.

kontrol etmek
go through
kontrol et
{f} overhaul
kontrol et
check it out

I want to check it out. - Bunu kontrol etmek istiyorum.

I can't wait to check it out. - Onu kontrol etmek için sabırsızlanıyorum.

kontrol etmek
superintend
kontrol etmek
check out

I'd like to check out. - Ben kontrol etmek istiyorum.

I'll go to check out the bedroom. - Yatak odasını kontrol etmek için gideceğim.

kontrol etmek
make check
kontrol etmek
examine
kontrol etmek
manage
kontrol etmek
abuse
kontrol etmek
discipline
kontrol etmek
take something in hand
kontrol etmek
check over
kontrol etmek
police
kontrol etmek
versant
kontrol etmek
supervise
kontrol etmek
check through
kontrol etmek
check on

I'll be back in an hour to check on you again. - Seni tekrar kontrol etmek için bir saat içinde döneceğim.

We'll be back to check on you later. - Seni kontrol etmek için daha sonra döneceğiz.

kontrol etmek
go over
kontrol etmek
make sure something is ok
kontrol et
{f} controlled

The government of the Inca Empire controlled everything. - İnka İmparatorluğu yönetimi her şeyi kontrol etti.

Tom wanted to hit Mary, but he controlled himself. - Tom Mary'ye vurmak istedi ama kendini kontrol etti.

kontrol et
{f} controlling

Controlling my emotions is not my forte. - Duygularımı kontrol etmek benim görevim değil.

The next four to six weeks are crucial in controlling the massive Ebola outbreak. - Önümüzdeki 4 ila 6 hafta, büyük Ebola salgınını kontrol etmekte çok önemlidir.

kontrol et
{f} discipline
kontrol et
{f} control

You must control yourself. - Kendinizi kontrol etmelisiniz.

Try to control yourself. - Kendinizi kontrol etmeye çalışın.

kontrol etmek
guard
kontrol etmek
regulate
kontrol etmek
keep tabs on
kontrol etmek
break
kontrol et
checked

He checked that all the doors were safely shut. - Bütün kapıların güvenli bir şekilde kapatılıp kapatılmadığını kontrol etti.

The defenders checked the onslaught by the attackers. - Savunucular saldırganlar tarafından yapılan saldırıyı kontrol etti.

kontrol etmek
take a fresh look
kontrol etmek
to control
bilinçaltını kontrol etme gücü
censor
iki kez kontrol etme
double check
kendini kontrol etme
self control
kendini kontrol etme
self command
kontrol etmek
(Hukuk) to check, to monitor
kontrol etmek
test
kontrol etmek
command
kontrol etmek
to check, inspect
kontrol etmek
{f} audit
kontrol etmek
inspect
kontrol etmek
a) to control, to check b) to inspect c) to test d) to audit
kontrol etmek
check up on
kontrol etmek
choke back
kontrol etmek
{f} explore
kontrol etmek
choke down
kontrol etmek
check up
kontrol etmek
see over
tekrar kontrol etme
countercheck
التركية - التركية
(Osmanlı Dönemi) teftiş
Kontrol etmek
denetleme yapmak
Kontrol etmek
inspection
kontrol etmek
Denetlemek
kontrol etmek
Yoklamak, gözden geçirmek
kontrol etme
المفضلات