kesmez

listen to the pronunciation of kesmez
التركية - الإنجليزية
obtuse
blunt
dull
kes
{f} hewed
kes
(Bilgisayar) kill

I thought for sure we'd be killed. - Kesinlikle öldürüleceğimizi düşündüm.

I need some medicine to kill the pain. - Ağrıyı kesmek için biraz ilaca ihtiyacım var.

kes
plimsoll
kes
sneaker
kes
hew
kes
cut the cackle
kes
{f} hewn
kes
{f} excise
kes
{f} cutting

If you're not out of the shower in five minutes, I'm cutting the hot water! - Beş dakika içinde duştan çıkmazsan, sıcak suyu kesiyorum!

After cutting habanero peppers, be careful not to rub your eyes. - Habanero biberlerini kestikten sonra gözlerini ovalamamak için dikkatli ol.

kes
{f} cut

The scissors won't cut anything. - Makas bir şey kesmez.

These scissors don't cut well. - Bu makas iyi kesmiyor.

kes
cutoff
kes
{f} hack

I cut myself with a hacksaw. - Bir demir testeresi ile kendim kestim.

Tom hacked Mary's arm off with a sword. - Tom Mary'nin kolunu bir kılıçla kesti.

kes
cut in

She cut in when we were talking. - Biz konuşurken sözümüzü kesti.

Please don't cut in while I'm talking with him. - Onunla konuşurken lütfen sözümü kesmeyin.

kes
cut off

You should cut off your connections with that group. - O grupla bağlantıları kesmelisin.

A doctor quickly cut off his left arm and stopped the heavy bleeding. - Bir doktor derhal onun sol kolunu kesip çıkardı ve ağır kanamayı durdurdu.

kes
truncate
kes
cut down

I saw him cut down a tree. - Onun bir ağacı kestiğini gördüm.

Tom cut down a tree in his yard. - Tom bahçesindeki bir ağacı kesti.

kes
{f} shear
kes
{f} knife

The tip of the knife blade is sharp. - Bıçak ağzının ucu keskindir.

Tom cut his hand with a rusty knife. - Tom paslı bir bıçakla elini kesti.

kes
{f} rip
kes
{f} shorn
kes
amputate

Tom's arm must be amputated. - Tom'un kolu kesilmeli.

People with amputated limbs continue to feel them as if they were still there. - Kesilmiş uzuvları olan insanlar onları hâlâ orada gibi hissetmeye devam ediyor.

kes
curtail
kes
break

Stop, you're breaking my heart. - Kes, kalbimi kırıyorsun.

Rock breaks scissors. Scissors cut paper. Paper smothers rock. - Taş, makası ezer. Makas, kağıdı keser. Kağıt, taşı kaplar.

kes
cut it out

You're not a child anymore so cut it out! - Artık bir çocuk değilsin bu yüzden kes artık.

kes
gash
kes
heckle
kes
resect
kes
shutt off
kes
gym boot, sneaker
kes
less of that
kes
have done

Stop acting like this Tom! I'm tired of this nonsense! Just have done with it already! - Böyle davranmayı kes Tom! Bıktım bu saçmalıktan! Bırak bu işleri artık!

What you have done is absolutely inexcusable. - Yaptığın şey kesinlikle affedilmez.

kes
trepan
kes
slit

The police think that Tom was stabbed before his throat was slit. - Polisler onun gırtlağı kesilmeden önce, Tom'un bıçaklandığını düşünmektedir.

Tom slit his own throat. - Tom kendi boğazını kesti.

kes
shutt#off
kes
trephine
kes
lance
kes
exscind
kes
cut#off
kes
basketball shoe, (high-topped) sneaker
kes
dry up
kes
cut it out!
الإنجليزية - الإنجليزية

تعريف kesmez في الإنجليزية الإنجليزية القاموس.

kes
the kestrel
Kes
kes
kes
Uncut hair, one of the five physical symbols that a Khalsa Sikh must have It is a symbol of spirituality
kes
The ISO 4217 currency code for the Kenyan Shilling
kes
Unshorn Hair
kesmez
المفضلات