kesi̇lmek

listen to the pronunciation of kesi̇lmek
التركية - الإنجليزية

تعريف kesi̇lmek في التركية الإنجليزية القاموس.

kesilmek
be cut
kesilme
{i} cessation
kesilme
interruption
kesilmek
go off
kesilmek
go
kesilmek
cut
kesilmek
be at a standstill
kesilmek
sever

Tom's foot had to be amputated after it had become infected with gangrene following a severe frostbite. - Şiddetli bir donmanın ardından kangrenle enfekte olduktan sonra Tom'un ayağı kesilmek zorunda kaldı.

kesilmek
exhausted
kesilmek
turn
kesilmek
sheared
kesilmek
clipped
kesilmek
fall
kesilmek
be clipped
kesilmek
be exhausted
kesilmek
interrupted
kesilmek
be sheared
kesilmek
become

Tom's foot had to be amputated after it had become infected with gangrene following a severe frostbite. - Şiddetli bir donmanın ardından kangrenle enfekte olduktan sonra Tom'un ayağı kesilmek zorunda kaldı.

kesilmek
to stop, end; to be interrupted
kesilmek
dry up
kesilmek
cease
kesilmek
stop
kesilmek
(for water, gas, electricity) to be cut off, stop flowing
kesilmek
be interrupted
kesilmek
close down
kesilmek
to be exhausted, be tired out
kesilmek
slang to spend (money) gambling. Kesilen baş (bir daha) yerine konmaz. (Atasözü) What's done is done
kesilmek
sour
kesilmek
slang to like, be pleased by, be attracted to
kesilmek
curdle
kesilmek
turn sour
kesilmek
clot
kesilmek
let up
kesilmek
shear
kesilmek
to lose (appetite, strength)
kesilmek
die down
kesilmek
(süt) set
kesilmek
to curdle, sour
kesilmek
go sour
kesilmek
surcease
kesilmek
suddenly to start to act like
kesilmek
to be clipped; to be sheared
kesilmek
go down
kesilmek
drop
kesilmek
intermit
kesilmek
to be cut; to be clipped; to be sheared; to be exhausted; (süt) to curdle; to cease, to stop; to be interrupted; to become; to present oneself as, to pretend to be; (ışıklar, vb.) to go off, to go out; to fall for sb, to go for sb/sth
kesilmek
suddenly to turn into, suddenly to become
kesilmek
die away
kesilmek
to stop, die down
kaskatı kesilmek
stiffen
kes
{f} hewed
kesilmek
go out
kesilmek
standstill
aslan kesilmek
to be as strong as a lion
aslan kesilmek
be as strong as a lion
aslan kesilmek
throw one's weight about
aslan kesilmek
as strong as a lion
canavar kesilmek
become brutal
dikkat kesilmek
be all ears
dikkat kesilmek
pay attention to
dikkat kesilmek
all ears
kes
plimsoll
kes
sneaker
kes
(Bilgisayar) kill

I need some medicine to kill the pain. - Ağrıyı kesmek için biraz ilaca ihtiyacım var.

I thought for sure we'd be killed. - Kesinlikle öldürüleceğimizi düşündüm.

kesilme
(Bilgisayar) interrupt

I don't like to be interrupted. - Sözümün kesilmesinden hoşlanmam.

Tom didn't want to be interrupted. - Tom sözünün kesilmesini istemedi.

kesilme
abridge
kesilme
(Tıp) withdrawal and rebound
kesilme
halt
kesilme
section
kesilme
(Havacılık) cut-off
kesilme
(Kanun) suspension
kesilme
(Biyokimya) lysis
kesilme
(Havacılık) breakdown
kesilme
break
kesilmek
pretend to be
kesilmek
present oneself as
kulak kesilmek
all ears
kulak kesilmek
be on the watch
nefesi kesilmek
out of breath
kes
cut down

They cut down the tree. - Onlar ağacı kestiler.

After his heart attack, Jim had to cut down on his sugar intake. - Jim kalp krizinden sonra, şeker alımını kesmek zorunda kaldı.

kes
truncate
kes
cut in

Don't cut in while we're talking. - Biz konuşuyorken kesme.

She cut in when we were talking. - Biz konuşurken sözümüzü kesti.

kes
hew
kes
{f} hack

Tom hacked Mary's arm off with a sword. - Tom Mary'nin kolunu bir kılıçla kesti.

Tom hacked Mary's leg off with a rusty machete. - Tom paslı bir pala ile Mary'nin bacağını kesti.

kes
cutoff
kes
{f} cut

Are you going to cut down all the trees here? - Buradaki tüm ağaçları kesecek misin?

The scissors won't cut anything. - Makas bir şey kesmez.

kes
{f} cutting

If you're not out of the shower in five minutes, I'm cutting the hot water! - Beş dakika içinde duştan çıkmazsan, sıcak suyu kesiyorum!

After cutting habanero peppers, be careful not to rub your eyes. - Habanero biberlerini kestikten sonra gözlerini ovalamamak için dikkatli ol.

kes
{f} hewn
kes
cut the cackle
kes
cut off

Upon the day appointed for their execution she cut off her hair and dressed herself as if going to a fete. - Onların idamı için belirlenen günde, o sanki şölene gidiyormuş gibi saçını kesti ve giyinip kuşandı.

Tom has been running around the office like a chicken with its head cut off. - Tom ofisin etrafında kafası kesilmiş bir tavuk gibi koşuyordu.

kes
{f} excise
kes
{f} shear
kes
{f} knife

The tip of the knife blade is sharp. - Bıçak ağzının ucu keskindir.

Tom cut his hand with a rusty knife. - Tom paslı bir bıçakla elini kesti.

kes
{f} rip
kes
{f} shorn
kesilme
disruption
kesilme
abscission
kesilme
laceration
kesilme
discontinuation
kesilmek
turn into
kes
break

The thief cut the telephone lines before breaking into the house. - Eve girmeden önce, hırsız telefon hatlarını kesmiş.

Rock breaks scissors. Scissors cut paper. Paper smothers rock. - Taş, makası ezer. Makas, kağıdı keser. Kağıt, taşı kaplar.

kes
amputate

People with amputated limbs continue to feel them as if they were still there. - Kesilmiş uzuvları olan insanlar onları hâlâ orada gibi hissetmeye devam ediyor.

I had to amputate Tom's leg. - Tom'un bacağını kesmek zorunda kaldım.

kes
curtail
kesilme
amputation
Kesilme
(Tıp) transection
abanoz kesilmek
to become as hard and as black as ebony, become like ebony
amanı kesilmek
1. to be too weak to plead for mercy. 2. to have nobody to turn to for help
arkası kesilmek
to run out, be used up (and not replenished)
arkası kesilmek
to discontinue, to cease, to run out
artı kesilmek
to run out, cease to be available
aslan kesilmek
a) to be as strong as a lion b) to throw one's weight about
ateş kesilmek
1. to get very angry. 2. to become industrious and active. 3. (for gunfire) to stop
barut kesilmek
to fly into a rage, to hit the roof, to go off the deep end
barut kesilmek/olmak
to fly off the handle, go into a rage
buz kesilmek
a) to freeze, to be frozen b) to stand aghast, to be stunned
buz kesilmek
1. to freeze, be frozen. 2. to be stunned
bülbül kesilmek
to give in and tell one's secrets, confess; to spill the beans
canavar kesilmek
to become brutal
derebeyi kesilmek
to lord it over people; to take on a bullying attitude
dermandan kesilmek
to lose all one's strength
dikkat kesilmek
to be all ears
dikkat kesilmek
pore
dikkat kesilmek
to be all ears, pay careful attention
dizleri kesilmek/ tutmamak
to feel exhausted, feel one's knees giving way
dört yanı deniz kesilmek
to be left without help or hope
düşman kesilmek
to behave like an enemy
düşman olmak/kesilmek
to become an enemy (of)
elden ayaktan kesilmek
be limp and helpless
eli ayağı buz kesilmek
to be very cold, to freeze
hoşafın yağı kesilmek
colloq . to be flabbergasted, be left open-mouthed with amazement
hızı kesilmek
stall
hızı kesilmek
come off the boil
hızı kesilmek
slow down
iflahı kesilmek
to be exhausted
iflahı kesilmek
colloq . to be exhausted, be dog tired
ifrit kesilmek
(deyim) fly into a fury
ifrit kesilmek/olmak
to be/get very angry (at)
iştahı kapanmak/kesilmek
to lose one's appetite
iştahı kesilmek
to lose one's appetite
kafası kesilmek
go to the block
kalıp kesilmek
to be petrified
kazık kesilmek
to become very rigid or stiff
kes
gym boot, sneaker
kes
less of that
kes
cut it out!
kes
have done

What you have done is absolutely inexcusable. - Yaptığın şey kesinlikle affedilmez.

Stop acting like this Tom! I'm tired of this nonsense! Just have done with it already! - Böyle davranmayı kes Tom! Bıktım bu saçmalıktan! Bırak bu işleri artık!

kes
dry up
kes
basketball shoe, (high-topped) sneaker
kes
cut#off
kes
exscind
kes
lance
kes
trephine
kes
shutt#off
kes
slit

Tom slit open the envelope. - Tom zarfı keserek açtı.

Tom slit his own throat. - Tom kendi boğazını kesti.

kes
trepan
kes
shutt off
kes
gash
kes
cut it out

You're not a child anymore so cut it out! - Artık bir çocuk değilsin bu yüzden kes artık.

kes
heckle
kes
resect
kesilme
being exhausted, exhaustion
kesilme
ceasing
kesilme
stopping
kesilme
discontinuance
kesilme
disconnection
kesilme
surcease
kesilme
being cut

Being cut from the team doesn't mean that you have no talent. - Takımdan kesilmen yeteneksiz olduğunu göstermez.

kesilme
(Hukuk) cease
kesilme
disconnexion
kesilme
being stopped, stoppage; interruption
kesilme
being cut, cutting
kesilme
scission
kesilme
disrupt

A small, but vocal minority, disrupted the meeting. - Küçük ama sesli bir azınlık, toplantının kesilmesine yol açtı.

kesilme
discontinuanceation
kesilmek
fuzz
kulak kesilmek
incline one's ear to smb
kulak kesilmek
be all ears
kulak kesilmek
to be all ears
kulak kesilmek
to be all ears, listen attentively
kuvveti kesilmek
bate
kuzu kesilmek
to become as gentle as a lamb
kuzu kesilmek
become as gentle as a lamb
kâhya kesilmek
to begin to stick one's nose into (someone else's) business
kül kesilmek
(for someone's face) to blanch, go ashen
mosmor kesilmek
to turn red in the face
mosmor kesilmek
turn red in the face
nefesi kesilmek
gasp for breath
nefesi kesilmek
flag
nefesi kesilmek
to be out of breath
nefesi kesilmek
be winded
nefesi kesilmek
to be thrilled: O manzara karşısında herkesin nefesi kesildi. That view took everybody's breath away
nefesi kesilmek
be out of breath
nefesi kesilmek/daralmak/tutulmak
1. to have difficulty breathing. 2. to gasp, catch one's breath
pancar gibi olmak/ kesilmek
to turn as red as a beet, go beet red
put kesilmek
to be petrified
put kesilmek
to become as still as a statue
sapsarı kesilmek
to turn pale
sesi soluğu kesilmek
1. to become completely silent. 2. to die
sinir kesilmek
to become all nerves
sinir kesilmek
to become enraged
soluğu kesilmek
gulp down
soluğu kesilmek
to be out of breath
soluğu kesilmek
have lost one's wind
soluğu kesilmek
be out of breath
soluğu kesilmek
gulp
soluğu kesilmek
be unable to breath
süt kesilmek
(for milk) to sour, go bad, go bad, go off
sütten kesilmek
dry
sütü kesilmek
dry
takati kalmamak/kesilmek/tükenmek
to have no more strength left, be exhausted, be worn out
takatı kesilmek
to be worn out, to languish, to be pooped out
taş kesilmek
1. to be dumbfounded. 2. (for liquid concrete, etc.) to harden
taş kesilmek
to be petrified
zindan kesilmek 1
(for a place) to get very dark. 2. suddenly to become like a prison to (someone)
âdetten kesilmek
to reach menopause
ümidi kesilmek
be disappointed of
şap kesilmek
to be dumbfounded
şap kesilmek
1. to become as bitter as gall (in taste). 2. to be dumbfounded
الإنجليزية - الإنجليزية

تعريف kesi̇lmek في الإنجليزية الإنجليزية القاموس.

kes
the kestrel
Kes
kes
kes
Uncut hair, one of the five physical symbols that a Khalsa Sikh must have It is a symbol of spirituality
kes
The ISO 4217 currency code for the Kenyan Shilling
kes
Unshorn Hair
التركية - التركية

تعريف kesi̇lmek في التركية التركية القاموس.

kesilmek
Durmak
kesilmek
Gibi olmak, benzemek, dönmek: "Senelerden beri, hizmetçinin, sütninenin türlü çeşidi ile uğraşa uğraşa insan sarrafı kesilmiş."- R. N. Güntekin. İçindeki maddeler birbirinden ayrılıp bozulmak
kesilmek
Yoksun kalmak
kesilmek
Akım gelmez olmak: "Dışarıdan biri mi geldi de onları söndürdü, yoksa şehir cereyanı mı kesilmiş?"- R. N. Güntekin
kesilmek
Sünnet olmak: "Galip Baba, çeker gider, diye çocuk kesilinceye dek böyle yapmayı uygun görmüştü."- M. İzgü
kesilmek
Akmaz olmak
kesilmek
Son veya aralık verilmek
kesilmek
Sünnet olmak
kesilmek
Çok beğenmek, çok hoşlanmak
kesilmek
Bitkin duruma gelmek, gücü, takati kalmamak: "Sonunda elleri, ayakları yorgunluktan kesilerek uzanıyorlardı yattıkları hasırlara."- N. Cumalı
kesilmek
Dinmek, sona ermek
kesilmek
Kendini herhangi bir şey gibi göstermek
kesilmek
Kendinden önceki kelimeyi "olmak" anlamıyla pekiştirir
kesilmek
Gibi olmak, benzemek, dönmek
kesilmek
Dinmek: "Rüzgâr kesilmiş, toprak üstüne yalın ayak basılmayacak kadar ısınmıştı."- N. Cumalı
kesilmek
Bitkin duruma gelmek, gücü, takati kalmamak
kesilmek
Durmak: "Muazzez cevap vermedi ve münakaşa kesildi."- P. Safa. Çok beğenmek, çok hoşlanmak
kesilmek
Makaslanmak
kesilmek
Kendinden önceki kelimeyi "olmak" anlamıyla pekiştirir: "Acele yürümeden nefesi tıkanmış ve heyecandan yüzü kıpkırmızı kesilmiş bir hâlde ihtiyarın yanına girdi."- Y. K. Karaosmanoğlu
kesilmek
Kendini herhangi bir şey gibi göstermek: "Üçüncü gün sabahı, o bir kuzu oldu, ben bir iradeli aslan kesildim."- A.Gündüz
kesilmek
Akım gelmez olmak
kesilmek
İçindeki maddeler birbirinden ayrılıp bozulmak
kesilmek
Yoksun kalmak: "Çocuk yiyip içmeden kesildi."- R. N. Güntekin
kesilmek
Kesme işi yapılmak
kesilmek
Sona ermek: "Tam umudumuz kesilecek gibi olup da epey üzüldükten sonra kapı tokmağı tak ederdi."- H. R. Gürpınar
kesilmek
Tutulmak, kapatılmak
HOŞAFIN YAĞI KESİLMEK
(Osmanlı Dönemi) Ist: Bozulmak, bir cevap bulamamak, mahcup olmak
KES
(Osmanlı Dönemi) f. İnsan. Kişi
Kesilme
(Hukuk) İNKITA
Kesilme
(Osmanlı Dönemi) BÜTU'
Kesilme
(Osmanlı Dönemi) İNCİZAZ
Kesilme
(Osmanlı Dönemi) İNFİTAM
Kesilme
(Osmanlı Dönemi) İNFİSAM
Kesilme
(Osmanlı Dönemi) REKU'
Kesilmek
(Osmanlı Dönemi) IHTİZAL
Kesilmek
(Osmanlı Dönemi) TEHACÜR
Kesilmek
(Osmanlı Dönemi) TAFAZZU'
Kesilmek
(Osmanlı Dönemi) ZERM
Kesilmek
katolunmak
Kesilmek
(Osmanlı Dönemi) TASARRUM
Kesilmek
(Osmanlı Dönemi) TAKAZZUB
Kesilmek
(Osmanlı Dönemi) TEHESSÜM
Kesilmek
(Osmanlı Dönemi) IHTİRAM
Kesilmek
(Osmanlı Dönemi) TEVEZZÜL
kes
Genellikle yakmak için kullanılan iri saman
kes
Kapalı jimnastik ayakkabısı
kes
Yakmak için kullanılan iri saman
kes
Hayvanların yemeyip bıraktıkları iri saman
kes
Yonca samanı
kes
Dövülerek saman yapılan ot
kes
Ayak bileklerini de içine alan kapalı jimnastik ayakkabısı
kes
Samanın irisi
kes
Fiğ ve otlardan yapılan saman
kes
Jimnastik ayakkabısı
kes
Dikenlerden yapılan hayvan yemi
kesilme
Kesilmek işi