keşfetmek

listen to the pronunciation of keşfetmek
التركية - الإنجليزية
explore

Children like to explore. This can be dangerous. - Çocuklar keşfetmekten hoşlanırlar. Bu tehlikeli olabilir.

I want to explore the world and go on an adventure. - Dünyayı keşfetmek ve bir maceraya devam etmek istiyorum.

discover

He risked his whole fortune to discover new oil fields. - Yeni petrol sahalarını keşfetmek için tüm servetini riske attı.

We have yet to discover an effective remedy for cancer. - Biz hâlâ kanser için etkili bir tedavi keşfetmek zorundayız.

find out
find
scout
study out
search out
detect
work out
to discover (something new); to find out (a secret)
cipher out
descry
dig out
to discover

We have yet to discover an effective remedy for cancer. - Biz hâlâ kanser için etkili bir tedavi keşfetmek zorundayız.

He risked his whole fortune to discover new oil fields. - Yeni petrol sahalarını keşfetmek için tüm servetini riske attı.

hit off
reconnoiter
scry
expose
disclose
turn up
trace
put one's finger on
crack
devise
guess
discovering

Learning another language means discovering a new world. - Başka bir dil öğrenmek, yeni bir dünya keşfetmek demektir.

keşfetme
(Bilgisayar) explore

I would really like to explore this cave. - Ben gerçekten bu mağarayı keşfetmek istiyorum.

I want to explore the world and go on an adventure. - Dünyayı keşfetmek ve bir maceraya devam etmek istiyorum.

keşfetme
strike
keşfetme
uncovering
keşfetme
scouting
yerini keşfetmek
locate
keşfet
{f} scouting
keşfet
discover

Today I discovered that there's a movie called The Russians are coming! The Russians are coming! - Bugün Ruslar geliyor! Ruslar geliyor! adında bir filmin olduğunu keşfettim.

He discovered a new star. - Yeni bir yıldız keşfetti.

keşfet
suss out
keşfet
{f} exploring

Hunting, underwater diving, fishing and exploring are among his interests. - Avcılık, sualtı dalış, balıkçılık ve keşfetme onun ilgi alanları arasındadır.

He enjoys exploring remote areas. - Uzak bölgeleri keşfetmekten hoşlanır.

keşfet
reconnoiter
keşfet
descry
keşfet
{f} reconnoitering
keşfet
explore

He wants to explore the uninhabited island. - O, ıssız ada keşfetmek istiyor.

The explorers discovered a skeleton in the cave. - Araştırmacılar mağarada bir iskelet keşfettiler.

keşfet
{f} scout
keşfetme
espial
keşfet
descried
keşfet
ascertain
keşfet
sussout
keşfet
reconnoitre
yeniden keşfetmek
rediscover

If it were not for books, each generation would have to rediscover for itself the truths of the past. - Kitaplar olmasaydı, her nesil kendisi için geçmişin gerçeklerini yeniden keşfetmek zorunda kalacaktı.

I'm dying to rediscover fine British cuisine. - Güzel İngiliz mutfağını yeniden keşfetmek için can atıyorum.

التركية - التركية
Var olduğu bilinmeyen bir şeyi bulmak: "İki genç kadın, birbirlerini keşfeden iki yalnız çocuk gibi memnundular."- H. E. Adıvar
Var olduğu bilinmeyen bir şeyi bulmak
(Osmanlı Dönemi) HASR
keşfetme
Keşfetmek işi
keşfetmek
المفضلات