kapmak

listen to the pronunciation of kapmak
التركية - الإنجليزية
seize
grab

I'm going to go to the kitchen to grab something to eat. - Yiyecek bir şey kapmak için mutfağa gideceğim.

snatch
shut
catch

Aren't you afraid of catching a virus? - Bir virüs kapmaktan korkmuyor musunuz?

I don't want to catch your cold. - Soğuk algınlığını kapmak istemiyorum.

scoop up
to acquire, get, develop (a habit, a manner). kapanın elinde kalmak (for something) to go only to those who are the quickest to act
to snatch, seize, catch, grasp, snap up
(for a machine) to catch and mangle (a hand, an arm)
whip
nab
snatch up
swoop up
to seize and devour, grab and eat up
to catch (a disease)
grasp
shut in
(top) dispossess
to get the hang of (something) right away
snap up
clutch
whip away
imbibe
poach
to snatch, to grab, to seize; (yer, vb.) to bag; to pick up, to catch on (to sth); (hastalık) to catch, to contract, to come down with sth; to carry off
whip from
twitch
snatch off
capture
carry off
catch on
fasten upon
keep one's hand in
snap
get one's hand in
fasten on
to grab
contract
kap
{i} container

This container is completely watertight. - Bu kap tamamen su geçirmez.

These containers are pretty inexpensive. - Bu kaplar oldukça ucuzdur.

kap
{i} receptacle
kapma
{i} grab

I'm going to go to the kitchen to grab something to eat. - Yiyecek bir şey kapmak için mutfağa gideceğim.

Let's go grab a bite somewhere. - Bir yerde bir lokma kapmaya gidelim.

kap
{i} vessel

Please, urinate in this vessel! - Lütfen bu kap içerisine işeyin.

kapmak (koltuk)
pick up
kapmak (sandalye)
bag
kap
pot

Is there any sugar in the pot? - Kapta hiç şeker var mı?

How about staying for dinner? I'm making a big pot of stew. - Akşam yemeği için kalmaya ne dersiniz? Ben büyük bir kap güveç yapıyorum.

kapma
{i} catching

Aren't you afraid of catching a virus? - Bir virüs kapmaktan korkmuyor musunuz?

Tom doesn't like being around children because he's always afraid of catching a cold from one of them. - Tom onlardan birinden her zaman soğuk algınlığı kapmaktan korktuğu için çocukların etrafında olmaktan hoşlanmaz.

kap
{i} repository
kap
{i} cape
kap
{i} jacket

He removed his fur jacket downstairs, went up, and knocked lightly on the door. - O, aşağıda kürk ceketini çıkardı, yukarı gitti ve kapıyı hafifçe çaldı.

Tom pulled his jacket hood over his head. - Tom ceket kapüşonunu kafasına çekti.

kapma
{i} snatching
kapma
grabbing
kap
(Denizbilim) chamber
kap
(İnşaat) crucible
kap
dish

Put these dishes inside the drawer, please. - Bu kapları çekmeceye koyun lütfen.

Just after putting away the dishes, Joan heard the doorbell ring. - Tam bulaşıkları kaldırdıktan sonra, Joan kapı zilinin çaldığını duydu.

kap
jerry can
kap
plate

Tom collects teddy bears, postcards and stamps, old coins, stones and minerals, number plates and hubcaps - in short: almost everything. - Tom oyuncak ayıları, kartpostal ve pulları, eski paraları, taş ve mineralleri, trafik plakaları ve jant kapaklarını yani kısacası hemen hemen her şeyi toplar.

Once the epiphyseal plates close, you can't grow any taller. - Büyüme kıkırdakları kapandığı an artık boyunuz uzayamaz.

kap
course

The captain of the ship decided to change course. - Geminin kaptanı rota değiştirmeye karar verdi.

kap
reservoir
kap
top
kap
cape town
kapma
capture
mikrop kapmak
fester
kap
{f} snapping
kap
can

Can you walk with your eyes closed? - Gözlerin kapalı yürüyebiliyor musun?

Can I turn off the TV? - Televizyonu kapatabilirmiyim?

kap
cover

The garden was covered with fallen leaves. - Bahçe düşmüş yapraklarla kaplıydı.

The hill was all covered with snow. - Tepe tamamen karla kaplıydı.

kap
utensil
kap
{f} snatch

Her boyfriend was a snatcher. - Erkek arkadaşı bir kapkaççıydı.

A big city is full of snatchers. - Büyük şehirler kapkaççılarla doludur.

kap
{f} snap

Tom snapped his fingers and pointed to the door. - Tom parmaklarını şakırdattı ve kapıyı gösterdi.

The dog snapped up the meat. - Köpek eti havada kaptı.

kap
basin
kapma
snatch
kapma
grasp
kapma
{i} snapping
kap
{i} case

I locked the door, in case someone tried to get in. - Birisi içeri girmeye çalışır diye kapıyı kilitledim.

In case of fire, I would grab my flute and escape. - Yangın durumunda flütümü kaparım ve kaçarım.

happadak kapmak
happadak grabber
kap
snatch up
ağzından kapmak
to worm sth out of sb
birden kapmak
catch at
buluttan nem kapmak
to be very touchy or suspicious
gönülünü kapmak
to captivate, win (someone's) love
gıcık kapmak
be irritated by
hastalık almak/kapmak
to catch a disease
havada kapmak
snap
havada kapmak
seize
havada kapmak
snap up
havada kapmak
leap at
hisse kapmak
to draw a lesson from, learn a lesson from
huy kapmak
to contract a bad habit
kap
{i} hollowware
kap
(Tekstil) cup

What does a Dutchman do after winning the World Cup? He turns the playstation off. - Bir Hollandalı, Dünya Kupasını kazandıktan sonra ne yapar? Playstation'ı kapatır.

Tom bought two chocolate cupcakes with vanilla icing and gave one of them to Mary. - Tom vanilya kremalı iki çikolatalı kap kek aldı ve onlardan birini Mary'ye verdi.

kap
binder
kap
(woman's) cape
kap
container , folder
kap
holder
kap
folder
kap
coat
kap
snatchup
kap
pot, vessel; dish, plate, utensil; container, receptacle; cover; (plak) sleeve, jacket; course
kapma
snatched, seized
kapma
{i} contraction
kapma
seizing, grabbing
kapma
hang
kapma
snap
kapma
scramble
kapma
seizure
kulaktan kapmak
to pick up (knowledge) here and there (by listening)
kulaktan kapmak
to pick up a language
külah kapmak
to get an important job through chicanery
kıl kapmak
become suspicious
kıldan nem kapmak
to take offense at the slightest things
mikrop kapmak
to fester
post kapmak
to obtain a position, get oneself promoted to a position; to do someone out of his post
su kapmak
(for a wound) to get infected, fester
sırasını kapmak
wipe smb.'s eye for him
sırasını kapmak
wipe smb.'s eye
yabancı dili kapmak
pick up a language
yer kapmak
to nab a seat
önce kapmak
preoccupy
önce kapmak
beat smb. to it
şifayı bulmak/kapmak
(Konuşma Dili) 1. to become ill. 2. (for something) to go completely wrong, get all balled up
şifayı kapmak
to fall ill
التركية - التركية
Birdenbire yakalayarak, çekerek almak
Isırıp parçalamak
Koparmak, kıstırmak
Birdenbire yakalayarak, çekerek almak: "Bir hamlede atıldım
Yer ayırmak, yer tutmak
Bulaşmış olmak, geçmek
Ayırmak, tutmak
Isırıp parçalamak: "Sürüden ayrılanı kurt kapar."- Atasözü
İşitir işitmez veya görür görmez bellemek ve öğrenmek
Koparmak, kıstırmak. İşitir işitmez veya görür görmez bellemek ve öğrenmek
Evvela tabibin elinden defteri kaparak fırlattım."- H. Z. Uşaklıgil
(Osmanlı Dönemi) HULSE
(Osmanlı Dönemi) DAAR
(Osmanlı Dönemi) NEHBE
(Osmanlı Dönemi) TEHATTUF
Kapma
kapmaca
kap
İçi gaz, sıvı veya katı herhangi bir maddeyi alabilen oyuk nesne
kap
Kadınların giydiği kolsuz üstlük
kap
Afrika'da yaşayan vahşi kedi
kap
Sırta alınan, kolsuz manto veya kısa ceket
kap
Aşık kemiği
kap
Türlü şeylerin taşınması veya saklanması için kullanılan torba, kılıf, çanta, sepet, sandık vb
kap
Gövdeyi omuzların üstünden çepeçevre saracak biçimde yapılmış olan bir tür üst giysisi
kap
Kap kacak
kap
Topuk kemigi
kap
Kapak, cilt
kap
Kökeni ilk çağa dayanmakla birlikte özellikle 19. ve 20. yüzyıllarda Batı'da dinsel düşünceyi etkilemiş olan mistik eğilimli dini felsefe
kapma
Hile ile elde edilen
kapma
Kapmak işi
kapmak
المفضلات