kana

listen to the pronunciation of kana
التركية - الإنجليزية
load line (on the prow or stern of a ship)
{f} bleeding

There's been an accident. A man is hurt. He's bleeding badly. - Bir kaza oldu. Bir adam yaralandı. Aşırı kanaması var.

Put pressure on the wound to stop the bleeding. - Kanamayı durdurmak için yara üstüne baskı uygula.

{f} bled

Georgina bit her lips until they bled. - Georgina kanayıncaya kadar dudaklarını ısırdı.

I bit my tongue until it bled. - Kanayıncaya kadar dilimi ısırdım.

bleed

I bleed easily when I am cut. - Kesildiğim zaman kolayca kanarım.

There's been an accident. A man is hurt. He's bleeding badly. - Bir kaza oldu. Bir adam yaralandı. Aşırı kanaması var.

canna
kan
{i} blood

At last, they purchased freedom with blood. - Nihayet, onlar kanla özgürlüğü satın aldı.

He has to have his blood pressure taken every day. - O, her gün kan basıncı ölçtürmek zorundadır.

kana susamış
bloodthirsty

These monarchs are a bunch of bloodthirsty psychopaths. - Bu hükümdarlar bir sürü kana susamış psikopatlardır.

kana ait
haematic [Brit.]
kana ait
hematic
kana boyamak/bulamak
to wreak carnage in (a place)
kana boyanmak/bulanmak
to be covered with blood
kana etki eden ilaç
hematic
kana etki eden ilaç
haematic [Brit.]
kana kan
blood for blood
kana kan
Blood for blood!/Death to the murderer!
kana kan istemek
to want blood revenge
kana kana
to repletion
kana kana içmek
to quaff
kana kana içmek
quaff
kana susama
thirst for blood
kana susamış
tigerish
kana susamış
sanguinary
kana susamış
butcherly
kana susamış kimse
tiger
kana susamışlık
bloodthirstiness
kan
lineage, family
kan
blood; lineage, descent, family soy
kan
{i} gore
elini kana bulamak
kill
kan
descent
kan
lineage
kan
family

Sami fooled his family. - Sami ailesini kandırdı.

That poor family lives from hand to mouth every month. - O yoksul aile her ay kıt kanaat geçiniyor.

kan
haemo [Brit.]
kan
strain
Kan
(Tıp) hemat
Kan
(Diş Hekimliği) Haema
Kan
(Tıp) sanguis
Kan
(Tıp) hema, hemato
elini kana bulamak
to kill, to commit a murder
kan
claret
kan
barb
kan
sangui
kan
{s} haemal
kan
hema
kan
flesh

He's a man of flesh and blood. - O etten ve kandan oluşan bir adam.

He is a man of flesh and blood with all his flaws. - O tüm kusurları ile birlikte etten ve kandan oluşan bir adamdır.

kan
hemic, hematic
kan
haemal [Brit.]
kan
hem-, hemo-, hemi-, haem-, haemo-
kan
hemal
kan
hemo
kan
(kardeşi) swore
الإنجليزية - الإنجليزية
A website which shares revenue with its contributors. From the Hawaiian ka`ana meaning "share"
plural form of kana
The hiragana and katakana syllabaries. These are used to write Japanese words and particles using characters that represent syllables. Kana are derived from kanji
A hiragana or katakana character
{i} village in Lebanon (located southeast of Tyre, Lebanon)
{i} Japanese system of syllabic writing
a written character; a common name for the three sorts of Japanese writing characters, hiragana, katakana and kanji
The two alphabets used in Japanese, hiragana (qv) and katakana (qv)
The name of a primarily syllabic script used by the Japanese writing system It comes in two forms, hiragana and katakana The former is used to write particles, grammatical affixes, and words that have no kanji form; the latter is used primarily to write foreign words
Kan
Kan su Kan River T'a k'o la ma kan Sha mo
Kan
state in the central United States
kan
To know; to ken
kan
Intuition For kan-intuition to work, one must experience a creative tension stemming from single-minded concentration on the work in progress This opens the way for a higher power, kami, to enter the process
kan
is a Japanese unit of weight equalling one thousand momme, or 3 75 kilograms
kan
The Abysmal Trigram with direction north and number 1
kan
water (eight triagrams)
kan
warmed saké
kan
a GAP3 package for computing Kan extensions of actions of categories by Anne Heyworth (Leicester)
kan
head
kan
(v rt ) to desire, prefer, select (Herb , k124); cl 1 & 2
التركية - التركية
(Osmanlı Dönemi) Süngüler
Geminin çektiği suyu göstermek için baş ve kıç bodoslamaları üzerine konulan işaretler
Güzel çiçekli bir süs bitkisi
Japon yazısının hece değerli göstergesi
Güzel, hoş, nefis
kana kan
Kısasa kısas
kana kana
Kanıncaya kadar, doya doya, içine çeke çeke
Kan
numan
Kan
hun
Kan
(Osmanlı Dönemi) TAMUR
Kan
dem
Kan
(Osmanlı Dönemi) NU'MAN
KÂN
(Osmanlı Dönemi) Bir keyfiyetin. (niteliğin) bol olarak bulunduğu kimse
KÂN
(Osmanlı Dönemi) Mâden ocağı
KÂN
(Osmanlı Dönemi) Kuyu. Kaynak
KÂN
(Osmanlı Dönemi) f. Bir şeyin menbaı
kan
Maden ocağı
kan
Atardamar ve toplardamarların içinde dolaşarak hücrelerde özümleme, yadımlama görevlerini sağlayan plazma ve yuvarlardan oluşmuş kırmızı renkli sıvı: "Cebinden çıkardığı mendille ellerine bulaşan kanları silerek haykırdı."- Ö. Seyfettin
kan
Maden ocağı veya kuyusu
kan
Soy
kan
Ağaç mobilyanın köşe kısmı
kan
Maden kuyusu
kan
Atardamar ve toplardamarların içinde dolaşarak hücrelerde özümleme, yadımlama görevlerini sağlayan plazma ve yuvarlardan oluşmuş kırmızı renkli sıvı
الإنجليزية - التركية

تعريف kana في الإنجليزية التركية القاموس.

change kana
(Bilgisayar) kana değiştir
kana

    الواصلة

    ka·na

    النطق

    علم أصول الكلمات

    [ 'kä-n& ] (noun.) 1727. From Japanese 仮名 (kana, “syllabary”).

    كلمة اليوم

    rara avis
المفضلات