kampfhandlung

listen to the pronunciation of kampfhandlung
ألمانية - التركية
[die] çarpışma
الإنجليزية - التركية

تعريف kampfhandlung في الإنجليزية التركية القاموس.

fighting
kavga

Kavga ettiği için okuldan kovuldu. - He was expelled from school for fighting.

Neden kavga ettiklerini bilmiyorum. - I don't know why they are fighting.

fighting
{s} savaşan
fighting
dövüş

Keşke onlar dövüşmeyi bıraksalar. - I wish they would stop fighting.

Bu, elinin biri arkanda bağlıyken biriyle dövüşmek gibidir. - This is like fighting someone with one arm tied behind your back.

fighting
mücadele

Japon ve Amerikan güçleri hâlâ acımasızca mücadele ediyorlardı. - Japanese and American forces were still fighting bitterly.

Ben sonuna kadar mücadeleye niyet ediyorum. - I intend on fighting till the end.

fighting
harp
military action
askeri harekat
fighting
{s} savaş

Sokaklarda savaş vardı. - There was fighting in the streets.

Onlar şimdi şiddetle mücadele ediyorlar fakat çok uzun zaman geçmeden önce savaş baltasını gömeceklerine sizi temin ederim. - They're fighting fiercely now but I assure you they'll bury the hatchet before long.

fighting
savaşarak

O hayatının çoğunu düşmanlarıyla savaşarak harcamış cesur bir savaşçıydı. - He was a brave warrior who had spent most of his life fighting his enemies.

fighting
{s} mücâdeleye hazır
fighting
(Askeri) SAVAŞ: Taktik alanda, yapılan bir savaş içinde bilfiil çarpışmalar
fighting
{i} mücâdele

Ben sonuna kadar mücadeleye niyet ediyorum. - I intend on fighting till the end.

Japon ve Amerikan güçleri hâlâ acımasızca mücadele ediyorlardı. - Japanese and American forces were still fighting bitterly.

fighting
{s} savaşçı

O hayatının çoğunu düşmanlarıyla savaşarak harcamış cesur bir savaşçıydı. - He was a brave warrior who had spent most of his life fighting his enemies.

military action
(Askeri) ASKERİ HAREKET, ASKERİ HAREKAT: Bak. "operation" ve "operations"
ألمانية - الإنجليزية
military action
fighting