It is heartless of him to say so.
- Onun öyle söylemesi onun kalpsizliği.
Fadil always used his heartless scare tactics to control Dania.
- Fadıl, Dania'yı kontrol etmek için her zaman kalpsiz korkutma taktiklerini kullandı.
Tom died of a broken heart.
- Tom kırık bir kalpten öldü.
With her heart pounding, she opened the door.
- Kalp çarpıntısıyla, o kapıyı açtı
seni seviyorum.
Tom died of a broken heart.
- Tom kırık bir kalpten öldü.
With her heart pounding, she opened the door.
- Kalp çarpıntısıyla, o kapıyı açtı
I've heard that eating one or two servings of fish a week will reduce your chances of getting heart disease.
- Haftada bir ya da iki porsiyon balık yemenin kalp hastalığına yakalanma olasılığınızı azaltacağını duydum.
The number of people suffering from heart disease is on the rise.
- Kalp hastalıklarından muzdarip insanların sayısı yükselişte.
The cause of death was cardiac arrest.
- Ölüm sebebi ani kalp durmasıydı.