kabuklu

listen to the pronunciation of kabuklu
التركية - الإنجليزية
shelled
{s} crusted
{s} crusty
(Tabiat Doğa) (hayvan, Fam: kabuklular,kışriye) crustacean
slang uncircumcised
(yumuşak) podded
sloughy
testacean
crustaceous
barky
testaceous
(something) that has a shell, skin, or bark
hard shell
having a shell; having skin; having bark; crustaceous
husky
having a shell
having bark
having skin
mailed
conchiferous
corticate
corticated
crustacean
crustacea
unpeeled
scurfy
scabby
kabuk
crust
kabuk
shell

I don't eat meat, shellfish, poultry or gravy. - Ben et, kabuklu deniz ürünleri, kümes hayvanları ya da et suyu yemem.

I found a beautiful shell on the shore. - Sahilde güzel bir kabuk buldum.

kabuklu bir deniz hayvanı
conch
kabuklu deniz hayvanı
shellfish

Have you eaten seafood? Shellfish, let's say. - Deniz ürünleri yedin mi? Diyelim ki, kabuklu deniz hayvanı.

What's your favorite kind of shellfish? - Favori kabuklu deniz hayvanın nedir?

kabuklu hayvan
testacean
kabuklu yemiş
nut

Tom is allergic to nuts, but not peanuts. - Tom'un yer fıstığı hariç sert kabuklu yemişlere alerjisi vardır.

Foods rich in vitamin E include dark-green, leafy vegetables, beans, nuts and whole-grain cereals. - E vitamini bakımından zengin gıdalar koyu yeşil yapraklı sebzeler, fasulye, sert kabuklu yemişler ve tam taneli hububatları içermektedir.

kalın kabuklu
thickskinned
kalın kabuklu
pachydermatous
kabuk
covering
kabuk
skin
kabuk
{i} peel
kabuk
{i} mantle
kabuk
bark
kabuk
{i} jacket

Did you cook the potatoes in their jackets? - Patatesleri kabuklarıyla mı pişirdin?

kabuklular
shellfish
ceviz gibi kabuklu yemiş
nut
kabuk
pod
kabuk
{i} integument
kabuk
paring
kabuk
cover
kabuk
rine
kabuk
carapace
kabuk
husk
kabuk
incrustation
kabuk
tegument
kabuk
barque
kabuk
squama
kabuk
shruck
kabuk
crustal
kabuklular
crustaceans
kabuk
(Anatomi) crusta
kabuk
{i} scab

The blisters have formed scabs. - Kabarcıklar kabukları oluşturdu.

kabuk
{i} scale
kabuk
cowrie
kabuk
shucks
kabuk
{i} encrustation
kabuk
{i} Cortes
kabuk
{i} coat
kabuk
(kuruyemiş) nutshell
kabuk
valve
kabuk
(hayvan) carapace
kabuk
{i} scurf
kabuk
outer covering, cover; (ağaç) bark; (meyve, sebze) pod, rind, peel, shell, skin, jacket; peelings" " soyuntu; skin, scale, shell, carapace; (yeryüzü) crust; (yara) scab
kabuk
cockle
kabuk
scab (of a wound)
kabuk
eggshell

Where do I throw these eggshells? - Bu yumurta kabuklarını nereye atarım?

kabuk
cockleshell
kabuk
rind, peel, skin, hull (of a fruit); pod, husk (of a vegetable or grain); shell (of a nut)
kabuk
(midye vb.) shell
kabuk
hull
kabuk
(Anatomi) cortex
kabuk
clamshell
kabuk
{f} cast
kabuk
incrustations
kabuk
{i} shuck
kabuk
(Anatomi) cortex
kabuk
peelings
kabuk
rind
kabuk
(bakla vs.) pod
kabuk
(yara) eschar
kabuk
(shellfish) shell
kabuklular
conchifera
sert kabuklu
hard shell
sert kabuklu
scutellated
tohumu çifte kabuklu bitki
dicotyledon
yumuşak kabuklu yumurta
wind egg
çift kabuklu midye
(Tabiat Doğa) (yumuşakçalar, naime) bivalve
çift kabuklu yumuşakça
bivalve
التركية - التركية
Kabuğu olan
kabuklu bit
Koşnil
KABUK
(Osmanlı Dönemi) Bazı hayvanların katı mahfazaları
KABUK
(Osmanlı Dönemi) Bir şeyin dışındaki sert örtü, kışır
KABUKLULAR
Kabukları, yapılarındaki kireçli tuzlar dolayısıyla sertleşmiş olan, solunum aygıtları balıklara benzeyen, çok hücreli hayvanlardan eklem bacaklılar sınıfı
Kabuk
kışır
Kabuk
(Osmanlı Dönemi) SELİHA
Kabuk
(Osmanlı Dönemi) KIRF
Kabuk
kavkı
KÂBUK
(Osmanlı Dönemi) f. Yuva. Kuş yuvası
kabuk
Ekmeğin pişme sırasında içinden daha çok sertleşen dış bölümü
kabuk
Deri üzerinde bir yaranın veya sivilcenin kurumasıyla oluşan sertçe bölüm
kabuk
Bir şeyin üstünü kaplayan ve onu dış etkilere karşı koruyan, kendiliğinden oluşmuş sertçe bölüm, kışır
kabuk
Toprak yüzünde, kimi madensel ve örgensel özdeklerin yığılıp sertleşmesiyle oluşan ince katman
kabuk
Bir kimseyi başkalarıyla ilişki kurmaktan uzaklaştıran şey
kabuk
Bir hayvanı dıştan örten kitinli, kalkerli, silisli, kemiksi veya boynuzsu örtü, kavkı
kabuk
Nesneyi örten dış katman
kabuk
Bir sıvı veya atmosferi dıştan saran, sert katman
kabuk
Bir hayvanı dıştan örten kitinli, kalkerli, silisli, kemiksi veya boynuzsu örtü, kavkı: "Herhâlde kabuklu bir deniz hayvanının kabuğu kesmiş olacak."- S. F. Abasıyanık
kabuk
Bir öğeciğin çekirdeği çevresinde dolanan eksiciklerin yerleştiği katmanlardan her biri
الإنجليزية - التركية

تعريف kabuklu في الإنجليزية التركية القاموس.

kabuk
dökmek deri
kabuklu
المفضلات