kısaca

listen to the pronunciation of kısaca
التركية - الإنجليزية
shortly

Describe yourself shortly in Chinese. - Çince kısaca kendinizden bahsedin.

The secretary answered me shortly. - Sekreter beni kısaca cevapladı.

briefly

Tell me, briefly, what happened. - Bana kısaca ne olduğunu anlat.

She told me briefly what happened. - O bana kısaca ne olduğunu anlattı.

in short

In short, I don't want you to work for that company. - Kısacası, o şirket için çalışmanı istemiyorum.

In short, I disagree. - Kısacası, ben katılmıyorum.

shortly, briefly, in short; quite short
in short, briefly
for short

Margaret is called Meg for short. - Margaret'e kısaca Meg denir.

One of the most important parts of game design is the graphical user interface, or GUI for short. - Oyun tasarımının en önemli bölümlerinden biri de kısaca grafik kullanıcı arayüzü veya GUI'dir.

in a nutshell
nutshell
brief

She glanced briefly at the newspaper. - Gazeteye kısaca göz attı.

In brief, you should have accepted the responsibility. - Kısacası, sorumluluğu kabul etmeliydin.

in fine
curtly
concisely
short

My name is Robert, so they call me Bob for short. - Benim adım Robert, bu nedenle bana kısaca Bob derler.

Margaret is called Meg for short. - Margaret'e kısaca Meg denir.

fleetingly
quite short
in brief

It was a long letter, but in brief, he said, No. - Uzun bir mektuptu, ama kısaca Hayır. dedi.

He gave his reasons in brief. - O kısaca gerekçelerini gösterdi.

in short course
concise
kısaca anlatmak
to hit sb/sth off
kısaca belirterek
put in a nutshell
kısaca gözden geçirme
overview
özet, özet olarak, kısaca, öz
In summary, in brief, brief, concise
التركية - التركية
Oldukça kısa, biraz kısa: "Mutfakta kısaca boylu, kısıkça sesli, başı yazma yemeni, sırtı örme hırkalı ihtiyarca bir hanımla karşılaştık."- M. Ş. Esendal
Kısa olarak, özetle: "O hafta çocukluk arkadaşı ile iki defa daha kısaca görüşebildi."- O. C. Kaygılı
Kısa olarak, özetle
Oldukça kısa, biraz kısa
kısaca
المفضلات