I look like an old peasant.
- Yaşlı bir köylüye benziyorum.
I am nothing but a poor peasant.
- Fakir bir köylüden başka bir şey değilim.
They supplied the villagers with food.
- Köylülere yiyecek sağladılar.
The explosion frightened the villagers.
- Patlama köylüleri korkuttu.