Tom often lets me use his car.
- Tom sık sık arabasını kullanmama izin verir.
Janet always lets me use her typewriter.
- Janet bana her zaman onun daktilosunu kullanmama izin verir.
Kawa is an implementation of Scheme for JVM that allows to take advantage of all the Java’s libraries.
- Kawa bir JVM(Java Sanal Makinesi) gerçekleştirme projesidir.Bu bütün Java kütüphanelerini avantajlı bir şekilde kullanmaya izin verir.
This ticket allows you to stop over at any station.
- Bu bilet, herhangi bir istasyonda durmanıza izin verir.
Allow me to introduce Mayuko to you.
- Mayuko'yu sana tanıtmama izin ver.
My father won't allow me to keep a dog.
- Babam benim köpek bakmama izin vermez.
Mary does not let her sister borrow her clothes.
- Mary, kız kardeşinin elbiselerini ödünç almasına izin vermez.
I can't let him alone.
- Ben ona tek başına izin veremem.
It was not permitted that the inhabitants trespass in the area.
- Burada oturanların bu alandan geçmelerine izin verilmedi.
The teacher permitted the boy to go home.
- Öğretmen çocuğun eve gitmesine izin verdi.
I will come, weather permitting.
- Hava izin verirse, gelirim.
Talking in the library is not allowed.
- Kütüphanede konuşmaya izin verilmiyor.
You will be allowed to use this room tomorrow.
- Yarın bu odayı kullanmana izin verilecek.
His mother will not consent to his going there alone.
- Annesi onun oraya yalnız gitmesine izin vermeyecek.
If I'd known that it would come to this, I would have never consented.
- İşin buraya geleceğini bilseydim, izin vermezdim.
It was not permitted that the inhabitants trespass in the area.
- Burada oturanların bu alandan geçmelerine izin verilmedi.
The teacher permitted the boy to go home.
- Öğretmen çocuğun eve gitmesine izin verdi.