Tom sık sık kendisiyle çelişir.
- Tom constantly contradicts himself.
Onlar sık sık kendileriyle çelişiyorlar.
- They contradict themselves constantly.
O, sürekli mektuplar yazıyor.
- She is constantly writing letters.
Sally saç stilini sürekli değiştiriyordu.
- Sally was constantly changing her hairstyle.
Ona sürekli olarak terbiyesini takınmasını söylüyorum.
- I'm constantly telling her to behave herself.
Sürekli olarak isimleri unutuyorum.
- I am constantly forgetting names.
Daima kendi kendime lakırdı ederim.
- I constantly talk to myself.