incelemek

listen to the pronunciation of incelemek
التركية - الإنجليزية
{f} investigate

You have to investigate that problem. - O sorunu incelemek zorundasın.

{f} examine

The doctor used X-rays to examine my stomach. - Doktor midemi incelemek için X-ışınları kullandı.

We dissected a frog to examine its internal organs. - Bir kurbağayı, iç organlarını incelemek için kesip parçalara ayırdık.

{f} study

In preparation for painting a portrait, my friend takes many photographs in order to study the subject closely. - Bir portre yapmaya hazırlanırken, arkadaşlarım konuyu yakından incelemek için bir sürü fotoğraf çeker.

Even if there is life in other galaxies, it is impossible for man to travel at the speed of light to study them. - Diğer galaksilerde hayat olsa bile, insanın onları incelemek için ışık hızında seyahat etmesi imkansızdır.

{f} view
analyze
{f} analyse
search
inspect

He will come here soon to inspect the industry of this town. - O, bu şehrin sanayisini incelemek için yakında buraya gelecek.

I use a flashlight to inspect my throat. - Boğazımı incelemek için bir el feneri kullanırım.

survey
dissect

We dissected a frog to examine its internal organs. - Bir kurbağayı, iç organlarını incelemek için kesip parçalara ayırdık.

He enjoys engaging in macabre activities such as dissecting animal corpses and stalking people on the street at night. - O, hayvan cesetlerini parçalayarak incelemek ve geceleri sokaklarda insanları gizlice takip etmek gibi korkunç aktivitelerle uğraşmaktan hoşlanır.

dig
audit
scan
research
assess
look through
peruse
observe

I bought a telescope in order to observe the night sky. - Gece gökyüzünü incelemek için bir teleskop aldım.

scrutinize
construe
explore
con

It is necessary to examine all possible consequences. - Tüm olası sonuçları incelemek gerekli.

go through
check over
dig out
go into
make a study of
to examine, to scrutinize, to observe, to inspect, to look into, to look over, to look through, to go over sth; to investigate; to explore; to study
research into
pore over
to study (someone, something) carefully, research; to scrutinize, examine, inspect; to investigate
look into

I want to look into this. - Bunu incelemek istiyorum.

The detective promised to look into the matter right away. - Dedektif meseleyi derhal incelemek için söz verdi.

examine into
prospect
(Askeri) reconnoiter
review
sift through
go over something
expiore
pore
go over
go
vet
twig
(Kanun) consider
suss
look over
check
follow sth up
sift
(deyim) follow sth. up
inceleme
{i} investigation

The firm is under investigation. - Firma inceleme altında.

inceleme
{i} examining

Test examining is a very restrictive practice. - Test incelemesi çok kısıtlayıcı bir uygulamadır.

We have to appoint new members of the examining board. - İnceleme kurulunun yeni üyelerini atamalıyız.

bir sorunu enine boyuna incelemek
(Hukuk) deliberation
gramer bakımından incelemek
parse
inceleme
examination

The teacher is busy looking over the examination papers. - Öğretmen sınav kağıtlarını incelemekle meşgul.

Dan performed a microscopic examination of the hair. - Dan saçın mikroskobik incelemesini yaptı.

inceleme
{s} observing
inceleme
{i} research
yeniden incelemek
review
incele
(Bilgisayar) analyze
inceleme
examinatorial
inceleme
examen
inceleme
reviewing
inceleme
prospecting
inceleme
review

Please forward the document to the administrative office for review. - Lütfen incelemesi için belgeyi idari ofise gönderin.

This is my latest review. - Bu benim en son incelemem.

inceleme
inspecting
inceleme
investigate

You have to investigate that problem. - O sorunu incelemek zorundasın.

inceleme
exploration
inceleme
analysing
inceleme
enquiry
inceleme
reconnoitre
inceleme
reconnoiter
inceleme
(Ticaret) decomposition
inceleme
probe
inceleme
(Bilgisayar) probing
inceleme
investigating
inceleme
screening
iyice incelemek
scrutinise
iyice incelemek
scan
incele
investigate

She investigated the company's output record carefully. - Şirketin çıktı kayıtlarını dikkatlice inceledi.

You have to investigate that problem. - O sorunu incelemek zorundasın.

incele
pore over
incele
{f} analysing
incele
{f} examining

Test examining is a very restrictive practice. - Test incelemesi çok kısıtlayıcı bir uygulamadır.

Clyde Tombaugh photographed 65% of the sky and spent thousands of hours examining photographs of the night sky. - Clyde Tombaugh gökyüzünün% 65'ini fotoğrafladı ve gece gökyüzünün fotoğraflarını inceleyerek binlerce saat harcadı.

incele
{f} inspecting
incele
look over
incele
examine

Dentists take x-rays to examine your teeth. - Diş hekimleri dişlerinizi incelemek için röntgen çekerler.

We examined the following magazines to collect the data. - Bilgi toplamak için aşağıdaki dergileri inceledik.

incele
check over
incele
{f} inspected

Sami inspected Layla's car. - Sami, Leyla'nın arabasını inceledi.

Tom inspected the equipment carefully. - Tom cihazı dikkatlice inceledi.

incele
look through

Please look through these papers at your leisure. - Lütfen boş vaktinde bu evrakları incele.

inceleme
scrutiny

The downside of fame is scrutiny. - Şöhretin olumsuz tarafı incelemedir.

inceleme
{i} parse
inceleme
observation
inceleme
sifting
inceleme
survey
inceleme
shakedown
inceleme
study

He built an observatory to study the stars. - Yıldızları incelemek için bir gözlemevi yaptı.

In preparation for painting a portrait, my friend takes many photographs in order to study the subject closely. - Bir portre yapmaya hazırlanırken, arkadaşlarım konuyu yakından incelemek için bir sürü fotoğraf çeker.

inceleme
check
inceleme
breakdown
ayrıntısıyla incelemek
examine in detail
baştan başa incelemek
examine thoroughly
incele
{f} survey

The young couple surveyed the room. - Genç çift odayı incelediler.

We surveyed the view from the top of the hill. - Tepenin zirvesinden manzarayı inceledik.

inceleme
reading
üstünkörü incelemek
examine/inspect with out paying any attention
üstünkörü incelemek
casually examine
İnceleme
ınvestıgatıon
bitki incelemek
(Botanik, Bitkibilim) herborize
bitkileri incelemek
botanize
derinlemesine incelemek
anatomize
dikkatle incelemek
scrutinize
dikkatle incelemek
traverse
dikkatle incelemek
anatomize
esaslıca incelemek
go deeply into
incele
parse
incele
study

He built an observatory to study the stars. - Yıldızları incelemek için bir gözlemevi yaptı.

We went to the museum to study Japanese history. - Biz Japon tarihini incelemek için müzeye gittik.

incele
checkover
inceleme
inquisition
inceleme
compendium
inceleme
(a written) study, paper, the published results of an investigation
inceleme
dissection
inceleme
careful study, studying, research; scrutiny, examination, inspection; investigation
inceleme
examination, investigation, observation, exploration, research, study, scrutiny
inceleme
perusal
inceleme
anatomy
inceleme
analysis
inceleme
checkover
inceleme
checkup
inceleme
(Hukuk) expertise
inceleme
surveying
inceleme
treatise
iyice incelemek
get to the bottom of
jeolojik açıdan incelemek
(Jeoloji) geologise
jeolojik açıdan incelemek
geologize
kadavrayı incelemek
dissect
konuyu incelemek
go into the matter
mikroskop altında incelemek
examine under the microscope
numune incelemek
examine sample
parçalara ayırıp incelemek
anatomize
parçalayıp incelemek
dissect
yeniden incelemek
revise
التركية - التركية
Bir işi veya bir şeyi ele alıp özelliklerini, ayrıntılarını inceden inceye, özenle anlamaya, öğrenmeye çalışmak, tetkik etmek: "Ne kitap okur, ne de başkalarının düşüncesini inceler."- S. Birsel
Bir işi veya bir şeyi ele alıp özelliklerini, ayrıntılarını inceden inceye, özenle anlamaya, öğrenmeye çalışmak, tetkik etmek
belgeleri incelemek
examine documents
belgeleri incelemek
inspect documents
inceleme
İncelemek işi, tetkik
inceleme
Bir bilim veya sanat konusunu her yönüyle geniş biçimde açıklayan eser veya yazılı tetkik
inceleme
Bir bilim veya sanat konusunu her yönüyle geniş biçimde açıklayan eser veya yazılı tetkik: "İlk çalışmaları daha çok deneme ve inceleme türünde olmuş, bunları edebî hatıraları izlemiştir."- A. Ş. Hisar
İnceleme
tetkik
İncelemek
tetkik etmek
incelemek
المفضلات