inandırıcılık

listen to the pronunciation of inandırıcılık
التركية - الإنجليزية
persuasiveness
demonstrativeness
powers of persuasion
cogency
persuasiveness, suasiveness
conclusiveness
plausibility, persuasiveness, cogency
cogent
plausibility
inandırıcı
{s} credible

If you want to be credible, tell people only what they believe. - İnandırıcı olmak istiyorsan insanlara sadece inandıkları şeyleri söyle.

inandırıcı
{s} persuasive

I wasn't persuasive enough. - Yeterince inandırıcı değildim.

inandırıcı
convincing

That wasn't very convincing. - Bu çok inandırıcı değildi.

It's pretty convincing. - O oldukça inandırıcı.

inandırıcı
conclusive
inandırıcı
{s} vivid

The author described the murder case vividly. - Yazar cinayet davasını inandırıcı biçimde açıkladı.

inandırıcı
likely
inandırıcı
action
inandırıcı
plausible

It's a plausible story. - O, inandırıcı bir hikayedir.

inandırıcı
cogent
inandırıcı
potent
inandırıcı
demonstrative
inandırıcı
persuasive, suasive (words, action, person); convincing, compelling (words, action)
inandırıcı
{s} colorable
inandırıcı
{s} evidentiary
inandırıcı
{s} evidential
inandırıcı
persuasive, convincing, plausible, cogent
التركية - التركية
İnandırıcı olma durumu
inandırıcı
İnandıran, inandırma özelliği olan, mukni: "Ama ne kadar özden, ne kadar inandırıcı idi bilseniz."- Y. Z. Ortaç
inandırıcı
İnandıran, inandırma özelliği olan, mukni
İnandırıcı
kandırıcı
inandırıcılık
المفضلات