iken

listen to the pronunciation of iken
التركية - الإنجليزية
while

He went about from town to town while he was in Japan. - O, Japonya'da iken kasaba kasaba dolaştı.

Tom had his wallet stolen while he was in Boston. - Tom Boston'da iken cüzdanını çaldırdı.

when

He was able to memorize that poem when he was five years old. - O beş yaşında iken o şiiri ezberleyebildi.

I often wrote to her when I was a student. - Ben bir öğrenci iken, ona sık sık yazdım.

as
whilst
during
what time
whereas

His handwriting slants forwards, whereas hers slants backwards. - Onunki geriye doğru eğimli iken onun el yazısı ileri doğru eğimlidir.

even as
in the meantime
while, as, when
while; while being
meanwhile
in the meanwhile
meantime
in while
iken bile
even as
böyle iken
anyhow
hal böyle iken
with this
hal böyle iken
and yet
-iken
Whilst
Ağaç yaş iken eğilir
(Atasözü) You can't teach an old dog a new trick
ağaç yaş/taze iken eğilir
(Atasözü) Train a child while his mind is pliant
borçlu iken alacaklı durumuna geçme
subrogation
böyle iken
anyhow, even though
durum böyle iken
at this conjunction
ham iken boyamak
engrain
hatırımda iken
by the way
kiracı iken kiraya veren kimse
sublessor
kiracı iken kiraya vermek
sublet
kiracı iken kiraya vermek
sublease
kızgın iken kırılan
red short
ölmek üzere iken
at the point of death
şaka iken kaka olmak
(Konuşma Dili) (for something that began as a joke) to turn into a quarrel; (for a joke) to backfire
التركية - التركية
Esnasında, ...-dığı / -diği hâlde, ...-dığı / -diği zaman
Esnasında
Esnasında, ...-dığı / -diği hâlde, ...-dığı / -diği zaman: "Dil bizim dilimiz iken, kitabımız bizim yabancımız olmuştu."- M. Ş. Esendal
iken
المفضلات