icat

listen to the pronunciation of icat
التركية - الإنجليزية
invention

The automobile is a wonderful invention. - Otomobil harika bir icat.

The calculator is a wonderful invention. - Hesap makinesi harika bir icat.

contrivance
creation
invention, invented thing
inventing, invention
fabrication, making (something) up (in order to deceive)
(Hukuk) innovation
fiction
devised

He devised a new engine to use less gas. - O, daha az yakıt tüketen yeni bir motor icat etti.

ınvented
figment
coinage
device

Edison invented a device for duplication. - Edison teksir için bir alet icat etti.

icat etmek
invent

If God did not exist, we'd have to invent him. - Tanrı olmasa onu icat etmek zorunda kalırız.

He is very bad at inventing excuses. - Bahaneler icat etmekte çok kötüdür.

icat etmek
devise
icat etmek
originate
icat etmek
contrive
icat eden
(Kimya) inventor
icat eden kimse
originator
icat edilen
trump up
icat edilmiş
invented
icat etme
excogitation
icat etmek
make up
icat etmek
conjure up
icat etmek
think up
icat etmek
fabricate
icat kabiliyeti
inventiveness
icat edeilmiş
excogitated
icat edildiğinden beri
since the invention of
icat edildiğinden beri
since its invention
icat etme
origination
icat etmek
father
icat etmek
dream up
icat etmek
strike out
icat etmek
cogitate
icat etmek
1. to invent, create. 2. to fabricate, make up, trump up, concoct
icat etmek
mint
icat etmek
to invent, to devise, to fabricate
icat etti
came up with the idea
icat çıkarmak
1. to come up with a terrible idea. 2. to think up something that is troublesome and unnecessary
icatlar
(Ticaret) technical inventions
icat etmek
trump up
icat etmek
to invent
icatlar
inventions
gökbilgin galile'nin icat ettiği
Galilean
icat etmek
weave
icat etmek
trump
التركية - التركية
Yeni bir şey yaratma, bulma
Gerçekmiş gibi gösterme çabası
kılgı
icat etmek
İlk kez yeni bir şey yaratmak
icat etmek
Bir şeyi gerçekmiş gibi göstermek
icat
المفضلات