her zamankinden

listen to the pronunciation of her zamankinden
التركية - الإنجليزية
the usual
than ever before
her zaman
always

To be always honest is not easy. - Her zaman dürüst olmak kolay değildir.

Bill is always honest. - Bill her zaman dürüsttür.

her zaman
ever

You can't expect me to always think of everything! - Her zaman her şeyi düşünmemi bekleyemezsin.

For all his genius, he is as unknown as ever. - Bütün dehasına rağmen, o her zaman olduğu kadar bilinmiyor.

her zaman
for ever

Tom always blames me for everything. - Tom her zaman beni her şey için suçluyor.

Tom always blames Mary for everything. - Tom her zaman Mary'yi her şey için suçluyor.

her zaman
any time

You can call me any time. - Beni her zaman arayabilirsin.

You can call me at any time. - Beni her zaman arayabilirsin.

her zaman
all times
her zaman
year

With a microwave oven like this, it's always New Year's Eve! - Böyle bir mikrodalga fırınla, her zaman Yılbaşı gecesidir!

Japan has produced more cars than ever this year. - Japonya bu yıl her zamankinden daha çok araba üretti.

her zaman
routinely
her zaman
all the time

Bill is honest all the time. - Bill her zaman dürüsttür.

He stayed there all the time. - O her zaman orada kaldı.

her zaman
everytime
her zaman
invariably
her zaman
all the while

He kept smoking all the while. - O her zaman sigara içmeye devam etti.

She did nothing but cry all the while. - O her zaman ağlamaktan başka hiçbir şey yapmadı.

her zaman
e'er
her zaman
in season and out of season
her zaman
every time

Tom became tired of always having to pay the bill every time he went out with Mary. - Tom, Mary ile birlikte her çıkışında her zaman hesabı ödemek zorunda kalmaktan usandı.

Every time I hear that song, I think of my high school days. - O şarkıyı duyduğum her zaman,lise günlerimi düşünürüm.

her zaman
(deyim) for ever and a day
her zaman
at any time

You can call me at any time. - Beni her zaman arayabilirsin.

An accident may happen at any time. - Bir kaza her zaman olabilir.

her zaman
forever

A good book is the best friend, now and forever. - İyi bir kitap, şimdi ve her zaman en iyi arkadaştır.

It feels like I've known you forever. - Seni her zaman tanıdım gibi geliyor.

her zaman
evermore
her zaman
night and day
her zaman
all along

It was you all along, wasn't it? - O her zaman sendin, değil mi?

her zaman
not always
her zaman
each time
her zaman
always, for ever, forever, evermore
her zaman
any old time
her zaman
anytime

You can always come back here anytime you want. - İstediğin zaman buraya her zaman geri gelebilirsin.

Ask me anything anytime. - Bana her zaman bir şey sor.

her zaman
at all times

To come out on top, you have to stay two steps ahead of your opponent at all times. - Zirveye çıkmak için her zaman rakibin iki adım önünde kalmak zorundasın.

You are in my thoughts at all times. - Sen her zaman düşüncelerimdesin.

التركية - التركية

تعريف her zamankinden في التركية التركية القاموس.

Her zaman
daima
Her zaman
her dem
Her zaman
(Osmanlı Dönemi) YEKSAN
her zaman
Ara vermeden, sürekli, daima, sık sık
her zamankinden
المفضلات