We failed due to a lack of preparation.
- Hazırlanma eksikliği nedeniyle başarısız olduk.
It takes me a lot of time in the morning to get ready for work.
- Sabahleyin iş için hazırlanmak çok zamanımı alır.
Tom has got to get ready for dinner.
- Tom akşam yemeği için hazırlanmak zorunda.
I have to prepare for the test.
- Test için hazırlanmak zorundayım.
I had little time to prepare the speech.
- Konuşmaya hazırlanmak için çok az zamanım vardı.
You should prepare for the worst.
- En kötüsü için hazırlanmalısın.
It would be to your advantage to prepare questions in advance.
- Soruları önceden hazırlamak senin yararına olur.
Tom wants to be prepared.
- Tom hazırlanmak istiyor.
Sami had to be prepared to take risks.
- Sami risk almak için hazırlanmak zorundaydı.
Sami had to be prepared to take risks.
- Sami risk almak için hazırlanmak zorundaydı.
Tom wants to be prepared.
- Tom hazırlanmak istiyor.
He is busy preparing for the examination.
- O, sınava hazırlanmakla meşgul.
She is busy preparing for the trip.
- O yolculuk için hazırlanmakla meşgul.
He has drawn up a will.
- O, bir vasiyetname hazırladı.
Tom prepared dinner by himself.
- Tom akşam yemeğini kendisi hazırladı.
She prepared the meal in a very short time.
- O, çok kısa bir sürede yemeği hazırladı.