harika

listen to the pronunciation of harika
التركية - الإنجليزية
{s} marvelous

I thought it was marvelous. - Onun harika olduğunu düşündüm.

I had a marvelous time. - Harika bir zaman geçirdim.

{i} wonder

I know Andrina doesn't take things seriously, but she is a wonderful friend. - Andrina'nın işleri ciddiye almadığını bilirim ama kendisi harika bir arkadaş.

The pyramids of Egypt are one of the seven wonders of the world. - Mısır piramitleri dünyanın yedi harikasından biridir.

wonderful

I've never seen such a wonderful sunset. - Böyle harika bir günbatımı hiç görmemiştim.

Have you seen such a wonderful movie before? - Daha önce böyle harika bir film izlediniz mi?

fantastic

We saw Mac make a fantastic shot. - Mac'in harika bir vuruş yaptığını gördük

In order to give him a surprise on his birthday, I prepared a fantastic cake. - Ona doğum gününde bir sürpriz yapmak için, ben harika bir pasta hazırladım.

(Argo) awesome
beautiful

Love is wonderful and beautiful. - Aşk harika ve güzeldir.

This catterpillar will turn into a beautiful butterfly. - Bu tırtıl harika bir kelebeğe dönüşecek.

that's great
old

How wonderful were the good old days. - Eski güzel günler ne kadar harikaydı.

When I was 10 years old, I thought that when I would be 16, my life would be cool. - On yaşındayken, ne zaman on altı yaşımda olacağımı, hayatımın harika olacağını düşünürdüm.

gorgeous

The dress is absolutely gorgeous. - Elbise kesinlikle harika.

Isn't her ring gorgeous? - Yüzüğü harika değil mi?

cool

I thought it was cool. - Onun harika olduğunu düşündüm.

When I was 10 years old, I thought that when I would be 16, my life would be cool. - On yaşındayken, ne zaman on altı yaşımda olacağımı, hayatımın harika olacağını düşünürdüm.

great

I've got some great ideas but I need money. - Birkaç harika fikrim var ama paraya ihtiyâcım var.

This pilaf tastes great! - Bu pilavın harika tadı var.

perfect
incredible

You did an incredible job. - Harika bir iş yaptın.

(Argo) beauty
wonder, miracle; wonderful, fantastic, great, superb, marvellous, beautiful, dreamy, smashing, lovely, tremendous, terrific, gorgeous, sensational, fabulous, heavenly, divine
groovy
fabulous

We spent a fabulous day in the woods. - Ormanda harika bir gün geçirdik.

Tom did a fabulous job. - Tom harika bir iş yaptı.

swell
(Argo) spiffy
(Argo) badder
splendid

Tom did a splendid job. - Tom harika bir iş yaptı.

tremendous
dandy
(Argo) grouse
goodie
(Argo) ripper
top-flight
(Konuşma Dili) top hole
it is incredible
far-out
marvel

I thought it was marvelous. - Onun harika olduğunu düşündüm.

I had a marvelous time. - Harika bir zaman geçirdim.

(Konuşma Dili) bang up
breathtaking
(Argo) pretty spiffy
superb

You've done a superb job. - Harika bir iş yaptın.

(deyim) take the cake
that's cool
(Argo) bad
smart
(Argo) bonzer
questioning
magnificent
(Argo) corker
(Argo) mickey mouse
portent
masterpiece
(Argo) kickass
dreamy
prodigy

Tom is a child prodigy. - Tom harika bir çocuk.

(isim) Wonder, miracle; fire
phenomenon
bully
wonderful, marvelous, miraculous, extraordinary
prodigious
marvellous

I love living in this marvellous town. - Bu kadar harika bir kentte yaşamayı seviyorum.

It was marvellous to meet you. - Seninle tanışmak harikaydı.

jolly good
scrumptious
yummy
yum yum
immense
keen
phenomenal

I really do feel phenomenal now. - Şu an gerçekten harika hissediyorum.

in the groove
corking
wonder, marvel, miracle
miracle

For children, this world is full of wonders and miracles. - Çocuklar için, bu dünya harikalar ve mucizelerle doludur.

fantastical
far out
divine
ripping
harika bir biçimde
awesomely
harika bir biçimde
tremendously
harika görünüyorsun
you look great
harika çocuk
(deyim) golden boy
harika bir şey
wanderful affair
harika insan
pippin
harika zaman geçiriyorum
i'm having a hell of a time
harika zaman geçirmek
(Argo) have a hell of a time
harika çocuk
prodigy infant
harika çocuk
wonder child
harika çocuk
child prodigy
harika çocuk
boy wonder
harika çocuk
whiz kid
harika çocuk
infant prodigy
harika çocuk
infant phenomenon
harika çocuk
whizz kid
harika şekilde
wondrously
harika şey
stunner
harika şey
miracle
harika şey
hot stuff
harika şey
a perfect dream
harika şey
pippin
harika şey
groove
harika şeyler
(Konuşma Dili) flowing with milk and honey
harikalar
curiosities and wonders
yedi harika
the Seven Wonders of the World
التركية - التركية
Yaradılışın ve imkânların üstünde nitelikleriyle insanda hayranlık uyandıran (şey). Çok büyük bir hayranlık uyandıran, eksiksiz, kusursuz, tam, mükemmel: "Harika fikir doğrusu, kim akıl ettiyse iyi akıl etmiş."- A. İlhan
Yaradılışın ve imkânların üstünde nitelikleriyle insanda hayranlık uyandıran (şey)
Hayranlık uyandıran
Çok büyük bir hayranlık uyandıran, eksiksiz, kusursuz, tam, mükemmel
(Osmanlı Dönemi) imkânların üstünde olan şey, hayret uyandıran, büyük ve görülmedik eser, görülmedik derecede kıymetli
HARÎKA
(Osmanlı Dönemi) Acı, sızı
HARÎKA
(Osmanlı Dönemi) Bulâmaç. Yulaf lâpası
HÂRİKA
(Osmanlı Dönemi) İmkânların üstünde olan şey, hayret uyandıran, hayranlık vren. Büyük ve görülmedik eser. Görülmedik derecede kıymetli
harikalar
(Osmanlı Dönemi) havârik
harika
المفضلات