hareket etmek

listen to the pronunciation of hareket etmek
التركية - الإنجليزية
act

I had to act quickly. - Çabuk hareket etmek zorunda kaldım.

We'll have to act fast. - Hızlı hareket etmek zorunda kalacağız.

move

In fact, to move at any speed the polar bear uses twice as much energy as do most other mammals. - Aslında, herhangi bir hızda hareket etmek için kutup ayısı, çoğu diğer memelilerden iki katı daha fazla enerji harcar.

We have to move very quickly. - Çok hızlı şekilde hareket etmek zorundayız.

take off
(deyim) fuck around
(deyim) fuck about
set over
get around
pull away
set off
leave

Be prepared to leave. - Hareket etmek için hazır ol.

We had to leave for America on short notice. - Hemen Amerika'ya hareket etmek zorunda kaldık.

comport oneself
get off
start

If we are to be there at six, we will have to start now. - Biz altıda orada olacaksak, şimdi hareket etmek zorundayız.

The bus was about to start. - Otobüs hareket etmek üzere idi.

take out
conduct
start off
do
(deyim) make for
pull out
(deyim) get cracking
wiggle
set out
pull
a) to move devinmek b) (taşıt) to move off c) to get off, to set out yola çıkmak d) to depart, to leave kalkmak e) to act, to conduct, to behave davranmak
1. to move, stir, act. 2. to act, behave. 3. to set out, start; to depart. 4. to leave for
move off
waggle
deport oneself
(gemi) get under weigh
behave
play
budge
pull away from the kerb
comport oneslf
conduct oneself
depart
wag
move to

Tom had no desire to move to Boston. - Tom Boston'a hareket etmek için hiç isteğe sahip değildi.

to motion
fleet
walk
hareket etmek / ettirmek
move
hareket et
{f} move

You'll have to get a move on if you want to catch the train. - Eğer trene yetişmek istiyorsan derhal hareket etmelisin.

Nothing's wrong with the engine, but my car won't move. - Motorda sorun yok, fakat arabam hareket etmiyor.

ihtiyatlı hareket etmek
reef
sessizce hareket etmek
creep
birlikte hareket etmek
concert
birlikte hareket etmek
liaise
boyunca hareket etmek
go
ezbere hareket etmek
act on impulse
ezbere hareket etmek
act by rote
hareket etme
(Ticaret) departure
hareket etme
start
sürü halinde hareket etmek
flock
hareket et
made a motion
hareket et
{f} act

All human beings are born free and equal in dignity and rights. They are endowed with reason and conscience and should act towards one another in a spirit of brotherhood. - Tüm insanlar özgür, şeref ve haklar bakımından eşit doğar. Akıl ve vicdana sahiplerdir ve birbirlerine karşı kardeşlik ruhuyla hareket etmelidir.

The people who live in Japan must act according to the Japanese country constitution. - Japonya'da yaşayan insanlar Japon ülkesi anayasasına göre hareket etmelidir.

hareket et
locomote
hareket et
make move
hareket et
make a motion
hareket et
made move
hareket etme
move

You'll have to get a move on if you want to catch the train. - Eğer trene yetişmek istiyorsan derhal hareket etmelisin.

We've got to move very carefully. - Biz çok dikkatli hareket etmeliyiz.

hareket etme
moving

The driver was shouting because the car in front of him wasn't moving. - Sürücü, önündeki araç hareket etmediği için bağırıyordu.

I had to keep moving. - Hareket etmeyi sürdürmek zorunda kaldım.

aksine hareket etmek
to act against
aksine hareket etmek
act against
ani hareket etmek
fling
ani hareket etmek
fling out
beraber hareket etmek
act jointly
beraber hareket etmek
coact
beraber hareket etmek
act together
canının istediği gibi hareket etmek
to please oneself
düzensiz hareket etmek
fluctuate
düzensiz hareket etmek
flutter
gibi hareket etmek
demean oneself
gururla hareket etmek
sail
göre hareket etmek
go by
hareket et
sashay
hareket etme
hold still
hesaplı hareket etmek
to act rationally
hesaplı hareket etmek
to act according to a careful plan, act thoughtfully and rationally
hızla hareket etmek
scud
olayların gelişimine göre hareket etmek
see which way the cat jumps
olayların gelişimine göre hareket etmek
wait for the cat to jump
palamarı çekerek hareket etmek
warp
sarmal hareket etmek
spiral
sekerek hareket etmek
waltz
serbest hareket etmek
float
sert ve ani hareket etmek
thrash about
sessizce hareket etmek
steal
sinsice hareket etmek
play close to one's chest
telaşla hareket etmek
bustle about
yorgun argın hareket etmek
trail along
çıkarı için gizlice hareket etmek
play cards close to one's chest
çıkarı için gizlice hareket etmek
play close to one's chest
önseziyle hareket etmek
play a hunch
التركية - التركية
Vücudu oynatmak, kıpırdatmak veya kımıldamak, devinmek
Devinmek
Yola gitmek, yola çıkmak
Davranmak
(Osmanlı Dönemi) EZMEL
(Osmanlı Dönemi) HALC
(Osmanlı Dönemi) TEVEZZUG
(Osmanlı Dönemi) REHZ
(Osmanlı Dönemi) IHTİLAC
(Osmanlı Dönemi) TENAGGUŞ
(Osmanlı Dönemi) DEBB
(Osmanlı Dönemi) MEYD
Hareket etme
(Osmanlı Dönemi) SEYRAN
hareket etmek
المفضلات