hakem

listen to the pronunciation of hakem
التركية - الإنجليزية
referee

The referee blew his whistle to end the match. - Hakem maçı bitirmek için düdüğünü çaldı.

A referee should not favor either side. - Hakem her iki tarafı da desteklememelidir.

arbitrator
umpire

The umpire called the ball foul. - Hakem oyunu faul olarak nitelendirdi.

The umpire said that he was out. - Hakem onun atıldığını söyledi.

adjudicate
(Ticaret) mediator
(Ticaret) refree
(Spor) zebra
judge

Tom was a judge in an art contest. - Tom bir sanat yarışmasında bir hakemdi.

arbitrator, arbiter, referee, umpire
adjudicator
sports referee, umpire
(futbol, boks, rugbi) referee, ref; (tenis, kriket, hokey) umpire" " yargıcı; arbitrator, adjudicator yargıcı
arbitral
(Spor) official
ref
{i} arbiter
hakem encümeni
(Kanun) arbitral tribunal
hakem heyeti
(Kanun) jury
hakem heyeti
arbitration board
hakem kararı
(Kanun) adjudicator's determination
hakem kararı
(Askeri) arbitration
hakem kararı
call on
hakem kararı
(Kanun) arbitrage
hakem kurulu
jury
hakem kurulu
(Kanun) arbitration tribunal
hakem olmak
referee
hakem olmak
umpire
hakem usulü
(Askeri) arbitration
hakem / tahkim kararı
(Hukuk) award
hakem devlet
adjudicator state
hakem görevi görmek
act as referee
hakem heyeti kararı
(Hukuk) award (decision) of an arbitration board
hakem heyeti/kurulu
1. jury (in a competition). 2. arbitration board
hakem kararı
arbitrament
hakem kararı
arbitral award, arbitrament
hakem kararı
arbitral award
hakem kararı ile belirlenen
arbitrary
hakem kararı ile halletmek
go to arbitration
hakem kararına karşı itiraz
(Kanun) impeachment of award
hakem kararıyla
arbitrarily
hakem kararıyla halletme
arbitration
hakem mahkemesi
(Kanun) court of arbitrators
hakem mahkemesi
court of arbitration
hakem mahkemesi
(Kanun) board of arbitrators
hakem masası
(Spor) scorekeeper's table
hakem olarak karar vermek
arbitrate
hakem sözleşmesi
(Kanun) compromissum
hakem tarafından ikaz edilmek
be cautioned by the referee
hakem tarafından uyarılmak
be cautioned by the referee
hakem tayin etmek
(Kanun) appoint an arbitrator
hakem testi
(Tarım) ring test
yardımcı (hakem)
(Spor) linesman
sorunu hakem kararı ile çözme
(Hukuk) arbitration
tüketici sorunları hakem heyeti
(Hukuk) arbitration committee for consumer problems
yan hakem
linesman
yan hakem
lineman
yanlış karar vermek (hakem)
miscall
التركية - التركية
(Osmanlı Dönemi) İki tarafın anlaşmak üzere hükmüne rıza göstermek için seçtikleri kimse. Haklı ve haksızın ayrılmasında aracılık eden
(Osmanlı Dönemi) haklıyı haksızı ayıran. Allah
Tarafların aralarındaki anlaşmazlığı çözmek için yetkili olarak seçtikleri ve üzerinde anlaştıkları kişi
Karşılaşmaları, yarışmaları kurallara uygun ve yansız olarak yöneten veya sayı, zaman, yer, durum saptaması, beceri, teknik değerlendirme gibi görevler yürüten görevlilere verilen genel ad: "Hakem, üçüncü defa tekrar ederse güreşe son vereceğini ilan etti."- H. E. Adıvar
Seçme ve karar verme yetkisi bulunan kimse
Belirli bir konudan iyi anlayan kimse
yargıcı
hakem heyeti
Bazı ülkelerde yurttaşlardan seçilmiş ve mahkemede yargı görevini yapan geçici kurul, jüri
hakem heyeti
Yarışma, münazara vb.nde en doğru ve kesin sonucu belirlemekle görevli kurul, yargıcılar kurulu
hakem kararı
Sporda (özellikle güreş ve boksta) sonucun hakem veya hakemler tarafından ilân edilmesi
hakem kararı
Mahkemeler tarafından tayin edilen yeminli hakemlerin verdiği karar
Adlt Hakem
(Osmanlı Dönemi) adâlet ve hikmet sahibi Allah
YÜKSEK HAKEM KURULU
(Hukuk) Yargıtayın iş davalarına bakan dairesi başkanının başkanlığında, yasada gösterilen diğer kişilerle oluşan, iş uyuşmazlıklarında görevli bulunan ve karar kesin olan üst kuruluş
yan hakem
Karşılaşmalarda sayıları, uyarmaları tespit eden ve sonuç ile birlikte tutanağı yazıp imza eden yetkili
yan hakem
Futbol karşılaşmalarında oyun alanının yan çizgisi boyunca oyunu takip eden, kuralların yerine getirilip getirilmediğini gözleyen, orta hakeme yardımcı olan görevli
yardımcı hakem
bakınız: yan hakem
hakem
المفضلات