genellikle

listen to the pronunciation of genellikle
التركية - الإنجليزية
usually

Bats usually fly in the dark. - Yarasalar genellikle karanlıkta uçar.

I usually get up at 8. - Genellikle saat sekizde kalkarım.

generally

Korean food is generally very hot. - Kore yemekleri genellikle sıcaktır.

We generally drink tea after a meal. - Bir yemekten sonra, biz genellikle çay içeriz.

in general

Little girls in general are fond of dolls. - Küçük kızlar genellikle oyuncak bebeklere bayılır.

In general, we drive too fast. - Genellikle çok hızlı süreriz.

typically

A truck typically uses more gas than a car. - Bir kamyon, genellikle bir arabadan daha fazla benzin kullanır.

Commencement is typically the first or second Saturday in April. - Diploma töreni genellikle nisan ayının birinci ya da ikinci cumartesisidir.

in more cases than not
broadly speaking

Broadly speaking, dogs are more faithful than cats. - Genellikle, köpekler kedilerden daha sadıktırlar.

it is generally reported that
commonly

Antibiotics are commonly enzymatic inhibitors. - Antibiyotikler genellikle enzimatik inhibitörlerdir.

Shark fin soup is commonly served at Chinese weddings and banquets. - Köpek balığı çorbası genellikle Çin'de evlenme törenlerinde ve ziyafetlerde servis edilir.

prevailing
ordinarily
for the most part

The shops are for the most part closed at ten o'clock. - Dükkanlar genellikle saat onda kapalıdır.

largely
as a general rule
generally, in general, usually, commonly, mostly, as a rule, more often than not umumiyetle
generally, in general, on the whole, usually
on the whole

Englishmen are, on the whole, conservative. - İngilizler, genellikle, tutucudur.

On the whole human beings want to be good, but not too good and not quite all the time. - İnsanoğlu genellikle iyi olmak ister fakat her zaman çok iyi ve sakin değil.

as a rule

As a rule I get up at six o'clock, but yesterday morning I got up at eight. - Genellikle saat altıda kalkarım, fakat dün sabah sekizde kalktım.

Boys, as a rule, are taller than girls. - Erkekler, genellikle, kızlardan daha uzundur.

exoterically
by and large

By and large, your idea is a good one. - Genellikle senin fikrin iyi bir fikir.

at large
normally

Lightning normally accompanies thunder. - Şimşek genellikle gök gürültüsüne eşlik eder.

A sentence normally has a subject and a verb. - Bir cümlenin genellikle öznesi ve yüklemi vardır.

chiefly

The accident was caused chiefly by the unpredictable weather. - Genellikle öngörülemeyen hava tarafından kazaya sebep olundu.

The committee is composed chiefly of professors. - Komite genellikle profesörlerden oluşmaktadır.

principally
more often than not
in the main
in most cases
generalist
generalists
rule

Boys, as a rule, are taller than girls. - Erkekler, genellikle, kızlardan daha uzundur.

As a rule I get up at six o'clock, but yesterday morning I got up at eight. - Genellikle saat altıda kalkarım, fakat dün sabah sekizde kalktım.

genellikle kabul edilen
generally accepted
genellikle denizden kuşatmak
usually surrounded by sea to
genellikle değersizlik belirtir
usually indicates the worthlessness
genellikle pamuk ipliğinden dokunmuş ince havlu
usually woven from thin cotton towel
genellikle üstü kapalı pazar yeri
often implicit in the market
genellikle gürgen
hardwood
genellikle herkes
people at large
genellikle kullanılan
in current use
genellikle motorlu yolcu botu
(Askeri) water taxi
haftanın ilk günü; genellikle pazartesi
The first day of the week, usually Mondays
التركية - التركية
Genel olarak, büyük bir çoğunlukla, umumiyetle
umumiyetle
çoklukla
genellikle
المفضلات