gayretsiz

listen to the pronunciation of gayretsiz
التركية - الإنجليزية
halfhearted
(someone) who makes no effort, nondiligent
slack
effortless
languid
gayret
effort

No one can master English if he doesn't make effort. - Eğer gayret etmezse, hiç kimse İngilizceye hakim olamaz.

Your effort deserves praise. - Gayretin övgüye şayan.

gayretsiz olarak
halfheartedly
gayret
{i} enthusiasm
gayret
{i} struggle
gayret
exertion, effort, endeavour, toil, labour, ardour, zeal, enthusiasm, energy, diligence, struggle
gayret
(Hukuk) endeavour
gayret
{i} snap
gayret
tug
gayret
{i} endeavor

He has consistently endeavored to help the poor. - Fakirlere sürekli yardım etmeye gayret etti.

He endeavored in order to do his duty. - Görevini yapmak için gayret etti.

gayret
glow
gayret
vigor
gayret
zeal

She shows no zeal for her work. - O, işi için hiç gayret göstermedi.

Tom is zealous, isn't he? - Tom gayretli, değil mi?

gayret
dilligence
gayret
assiduous
gayret
drive
gayret
pains
gayret
spirit
gayret
ardour
gayret
{i} industry
gayret
head of steam
gayret
spurt
gayret
strenuousness
gayret
intentness
gayret
diligence

Needless to say, diligence is a key to happiness. - Söylemeye gerek yok, gayret mutluluğa götüren bir anahtardır.

gayret
go
gayret
verve
gayret
snatch
gayret
avidity
gayret
energy
Gayret
(Tıp) molimen
gayret
{i} conation
gayret
{i} fervency
gayret
{i} slog
gayret
fervour [Brit.]
gayret
protective feeling. G
gayret
Keep at it!/Persevere!
gayret
{i} assiduity
gayret
fervent
gayret
{i} keenness
gayret
study

The teacher's talk stimulates Mary to study harder. - Öğretmenin konuşması, Mary'nin daha sıkı çalışması için gayrete getirir.

gayret
ardor
gayret
{i} fervor
gayret
{i} sedulity
gayret
{i} nerve
gayret
push
gayret
{i} hastiness
gayret
{i} exertion
gayret
endeavour [Brit.]
gayret
effort, energy, perseverance
gayret
pep
gayret
{i} fervour
gayret
{i} vim
gayret
ardour [Brit.]
gayret
arduous effort, endeavor, exertion; zeal
gayret
{i} studiousness
gayret
{i} zip
gayret
studious
التركية - التركية
Çalışmayan, çaba göstermeyen
GAYRET
(Osmanlı Dönemi) Dine, imana, namus gibi kıymetlere tecavüz edenlere karşı müdafaa için harekete gelmek
Gayret
(Osmanlı Dönemi) HAZEL
gayret
Olağanüstü çalışma, çaba, çalışma isteği
GAYRET
(Osmanlı Dönemi) Hareketli ve temiz hislerle çalışmak
GAYRET
(Osmanlı Dönemi) Kıskanmak, çekememek
GAYRET
(Osmanlı Dönemi) Dikkatle ve sebatla çalışmak
Gayret
(Osmanlı Dönemi) GAR
Gayret
(Osmanlı Dönemi) GAİR
Gayret
(Osmanlı Dönemi) HAMİYET
gayret
Kutsal sayılan şeylere yabancıların saldırmasını görmekten doğan dayanamama duygusu
gayret
(Osmanlı Dönemi) şeref, haysiyet, izzet
gayret
Koruma, esirgeme, kayırma duygusu
gayret
Olağanüstü çalışma, çaba, çalışma isteği: "Arkadaşlarına yardımcı olmak arzu ve gayreti onu acıklı bir duruma düşürüyordu."- M. Yesarî
gayretsiz
المفضلات