göçmek

listen to the pronunciation of göçmek
التركية - الإنجليزية
migrate
emigrate

Do you want to emigrate to Switzerland? - İsviçre’ye mi göçmek istiyorsun?

immigrate
dent
die
to move from (one dwelling place) to (another)
transmigrate
trek
to collapse, cave in, fall down
to pass on, die. göçüp gitmek to pass on, die
to migrate; to emigrate; to immigrate
to migrate, to emigrate; to move house; to dent; to collapse, to cave in; to die, to pass away
go hence
(for animals) to migrate
fall in
subside
move
give in
move house
(Dilbilim) pass over
pass away
(İnşaat) slump
pass on
göç
migration

Africa is a continent of migration. - Afrika bir göç kıtasıdır.

Death is one of two things. Either it is annihilation, and the dead have no consciousness of anything; or, as we are told, it is really a change: a migration of the soul from this place to another. - Ölüm iki şeyden biridir.O ya ölümlülüktür, ve ölüler herhangi bir şeyin bilincinde değildir; ya da bize söylenildiği gibi, gerçekten bir değişikliktir: ruhun bu yerden ötekine göç etmesidir.

göç
{i} immigration

America’s immigration system is broken. - Amerika'nın göçmenlik sistemi bozuldu.

Let's introduce ourselves to the immigration office. - Kendimizi göç ofisine tanıtalım.

göç
{i} emigration

Portugal is a country of emigration. - Portekiz göç veren bir ülkedir.

göç
migratory

The swift is a small migratory bird of the family Apodidae. - Ebabil Apodidae ailesinin küçük bir göçmen kuşudur.

In autumn the migratory birds fly south. - Sonbaharda göçmen kuşları güneye uçar.

göç
flight

It's not easy to prevent white flight from cities. - Şehirlerden beyaz göçü önlemek kolay değildir.

göç
emigrate

They are going to emigrate to America. - Amerika'ya göç edecekler.

Tom emigrated to Australia when he was thirty. - Tom otuz yaşındayken Avustralya'ya göç etti.

göç
seasonal migration (of animals)
göç
Exodus

The rural exodus depopulated entire villages in this region of Germany. - Kırsal göçü Almanya'nın bu bölgesindeki bütün köylerin nüfusunu azalttı.

göç
migrate

I wonder why birds migrate. - Kuşların neden göç ettiğini merak ediyorum.

Swallows migrate to a warm climate. - Kırlangıçlar sıcak iklime göç ederler.

göçme
(Jeoloji) fall
göçme
immigrate
göçme
(İnşaat) collapse failure
göçme
subsidence
göç
settlement
göç
collapse
göç
transmigration
göçme
falling-in
göçme
slumping
göçme
implosion
göç
immigrated

Tom's parents immigrated from Australia. - Tom'un anne ve babası Avustralya'dan göç ettiler.

He immigrated to Brazil in search of a better life. - O daha iyi bir yaşam aramak üzere Brezilya'ya göç etti.

göç
transhumance
göç
(zorlu) trek
göç
moving (from one dwelling place to another), migration
göç
household goods being moved
göç
ımmıgratıon
göç
{i} drift
göç
{i} expatriation
göç
migrated to
göç
mıgratıon
göç
(Hukuk) migration, immigration
göç
migration, emigration, immigration
göç
migration; emigration; immigration
göçme
landslip
göçme
passing
göçme
cave
göçme
migration; collapsing
göçme
emigration
göçme
migration
göçme
landslide
göçme
caving
التركية - التركية
Çökmek
Oturmak
Ölmek, yok olmak
Sıcak iklimli ülkelere gitmek
Yerleşmek amacıyla mahalle, köy, şehir veya ülke değiştirmek
(Osmanlı Dönemi) ZA'N
Göç
hicret
Göç
huruç
Göç
barhana
göç
Taşınma, nakil
göç
Göç sırasında taşınan ev eşyaları
göç
Evden eve taşınma, nakil: "Her sene, zamanı gelince İstanbul'un mahallelerinde Boğaz'ın köylerine göçler başlardı."- A. Ş. Hisar
göç
Kuşların, geyiklerin, yarasaların, bazı balık ve böceklerin mevsim, iklim, besin miktarı vb.ne göre çevre değiştirmeleri
göç
Ekonomik, toplumsal veya siyasi sebeplerle bireylerin veya toplulukların bir ülkeden başka bir ülkeye, bir yerleşim yerinden başka bir yerleşim yerine gitme işi, muhaceret: "Obalarının hâlâ arkası kesilmeyen göçleri devam etmekte idi."- S. Ayverdi
göçme
Göçmek işi
göçmek
المفضلات