fazlasıyla

listen to the pronunciation of fazlasıyla
التركية - الإنجليزية
exceedingly
disproportionate
parlous
largely
eminently
extremely

Mary is extremely attractive. - Mary fazlasıyla çekici.

more than enough

There are more than enough rocks here. - Burada fazlasıyla kaya var.

My sword may be blunt, but that's more than enough for someone like you. - Kılıcım kör olabilir ama o senin gibi biri için fazlasıyla yeterli.

precious
damned
jolly
strongly
superfluously
amply

As George Bush has amply demonstrated, being president of the U.S. requires only a modicum of intelligence. - George Bush'un fazlasıyla gösterdiği gibi, ABD başkanı olmak yalnızca bir nebze zeka gerektirir.

I've spoken amply about the project. - Ben proje hakkında fazlasıyla konuştum.

greatly, extremely
in spades
far better
(deyim) far and away
greatly
(deyim) ever so much
heartily
bloody
abundantly
enormously
super
fazlasıyla önemsemek
make much of
fazlasıyla bulunmak
superabound
fazlasıyla geri vermek
return smth. with usury
fazlasıyla karşılama
oversupply
fazlasıyla karşılamak
overcompensate
fazlasıyla nazik
ceremonious
kendini fazlasıyla önemsemek
get above oneself
التركية - التركية
ağır ağır
fazlasıyla
المفضلات