Onun adı sık sık hatırımdan çıkıyor.
- Her name often escapes me.
Tatile çıkmak istediler.
- They wanted to escape on vacation.
Ben bu hapishaneden kaçmayı başarabilmemizin pek olası olmadığını düşünüyorum.
- I think it's highly unlikely that we'll be able to escape from this prison.
Kapıya doğru yöneldi ve kaçmaya çalıştı.
- He made for the door and tried to escape.
Once again, I was able to escape death.
- Wieder konnte ich dem Tod entgehen.
No one can escape growing old.
- Niemand kann dem Älterwerden entgehen.