disallowed

listen to the pronunciation of disallowed
الإنجليزية - التركية
İzin verilmeyen
forbidden
yasak

Onun dışarı çıkması yasaklandı. - She is forbidden to go out.

Avcılık oyunu bu huzurlu vahşi doğada yasaklanmıştır. - Hunting game is forbidden in this tranquil wilderness.

invalid
geçersiz

Eğer sözleşmeyi imzalamak zorunda kalırsanız bu geçersiz. - If you were forced to sign the contract, it's invalid.

Geçersiz eposta adresi. - Invalid email address.

forbidden
{s} yasaklanmış

Onlar yasaklanmış domuzu kurban etti, ve onu yemeyi reddeden herkesi öldürdüler. - They sacrificed forbidden swine, and put to death all who refused to eat.

Fahişelik, kumar, uyuşturucu madde kullanımı, sarhoşluk, düzeni bozmak ve diğer yasadışı etkinlikler kesinlikle yasaklanmıştır. - Prostitution, gambling, the use of narcotic substances, drunkenness, disorder, and all other illegal activities are STRICTLY FORBIDDEN.

disallow
reddetmek
disallow
(Bilgisayar) izin verme
disallow
red etmek
disallow
kabul etmemek
disallow
karşı çıkmak
forbidden
{f} yasakla

Onlar yasaklanmış domuzu kurban etti, ve onu yemeyi reddeden herkesi öldürdüler. - They sacrificed forbidden swine, and put to death all who refused to eat.

Fahişelik, kumar, uyuşturucu madde kullanımı, sarhoşluk, düzeni bozmak ve diğer yasadışı etkinlikler kesinlikle yasaklanmıştır. - Prostitution, gambling, the use of narcotic substances, drunkenness, disorder, and all other illegal activities are STRICTLY FORBIDDEN.

invalid
hasta

Hasta gibi mi görünüyorum? - Do I look like an invalid?

disallow
{f} iptal etmek
disallow
menetmek
disallow
inkâr etmek
disallow
{f} saymamak
disallow
iptal et/izin verme
disallow
engel olmak men etmek
disallow
{f} izin vermemek
forbidden
{f} yasakla: adj.yasaklanmış
forbidden
{f} yasakla: adj.yasak
invalid
muteber olmayan
invalid
(Tıp) Hasta olmak, malul olmak, sakatlanmak, çürüğe çıkmak
invalid
(isim) hasta, yatalak, sakat
invalid
hasta zayıf
invalid
{f} çürüğe çıkarmak
invalid
{i} sakat
invalid
hastaneye göndermek
invalid
{s} boş
invalid
hasta/geçersiz
invalid
(Tıp) Hasta aam, hastalıklı kimse; 4.Çürüğe çıkarmak, hastaneye göndermek
الإنجليزية - الإنجليزية
invalid
Simple past tense and past participle of disallow
forbidden
past of disallow
disallow
to withhold permission or sanction
disallow
{v} to deny, reject, censure, condemn
disallow
command against; "I forbid you to call me late at night"; "Mother vetoed the trip to the chocolate store"
disallow
To refuse to allow
disallow
To reject as invalid, untrue, or improper
disallow
{f} forbid, prohibit, disqualify, reject
disallow
To refuse to allow; to deny the force or validity of; to disown and reject; as, the judge disallowed the executor's charge
disallow
If something is disallowed, it is not allowed or accepted officially, because it has not been done correctly. England scored again, but the whistle had gone and the goal was disallowed The Internal Revenue Service sought to disallow the payments. to officially refuse to accept something, because a rule has been broken   allow
disallowed
المفضلات