dek

listen to the pronunciation of dek
التركية - الإنجليزية
up to, as far as (a place); until, up to (a time); by (a time); within (a time)
until

We have to stay here until Tom gets back. - Tom geri dönene dek burada kalmak zorundayız.

Why do you drink until you are that drunk? - Neden sarhoş olana dek içiyorsun?

as far as
until, till
till

It was such a hot night that I could not sleep till midnight. - O kadar sıcak bir geceydi ki gece yarısına dek uyuyamadım.

Wait till I count to ten. - Ben ona kadar sayıncaya dek bekleyin.

sonsuza dek
forever

That secret can't be kept forever. - O sır sonsuza dek saklanamaz.

I can't stay here forever. - Sonsuza dek burada kalamam.

sonsuza dek
eternally
şimdiye dek
by now

Hurry up! You should be ready by now. - Çabuk ol! Şimdiye dek hazır olman gerekir.

şimdiye dek
heretofore
aksi ispatlanıncaya dek
Until proved otherwise
aksi kanıtlanıncaya dek
Until proved otherwise
bugüne dek
to date
sonsuza dek
everlastingly
sonsuza dek
to all eternity
sonsuza dek
for ever

Sami thought he lost his kids for ever. - Sami çocuklarını sonsuza dek kaybettiğini düşünüyordu.

Do not try to live for ever. You will not succeed. - Sonsuza dek yaşamaya çalışma. Başaramayacaksın.

sonsuza dek
forever and ever

I will love you forever and ever. - Sizi sonsuza dek seveceğim.

sonsuza dek
forevermore
sonsuza dek yaşatmak
eternalize
sonsuza dek yaşatmak
eternize
sonsuza değin/dek
eternally
ölene dek beraber
united in death
şimdiye dek
so far

I've had a great life so far. - Şimdiye dek harika bir hayat yaşadım.

şimdiye dek
until now
şimdiye dek
yet

Have you made any friends yet? - Şimdiye dek arkadaş edindin mi?

Have you done that yet? - Onu şimdiye dek yaptın mı?

şimdiye dek
hereto
şimdiye dek
hereunto
şimdiye dek
as yet
şu ana dek
by now
الإنجليزية - الإنجليزية
The subhead of a news story
pref. ten
التركية - التركية
(Osmanlı Dönemi) t. Edat olup zaman ve mekân için kullanılır. "Hatta, tâ, kadar" mânalarına gelir. Meselâ: Akşama dek çalıştım
bakınız: tek
Bir işin, bir durumun sona erdiği zamanı veya yeri gösterir, kadar, değin
Sağlam
Hile, düzen
Bir işin, bir durumun sona erdiği zamanı veya yeri gösterir, kadar, değin: "Bir iki adım atıp yanıma dek geliyor."- Z. Selimoğlu
Dilencilik
Tokuşma, çatışma
Sağlam. bakınız tek
Düzen, hile
TÂ HAŞRE DEK
(Osmanlı Dönemi) Haşre kadar
dek

    النطق

    علم أصول الكلمات

    (combining form.) Deliberate misspelling of deck, to distinguish the word as not belonging in the story.

    كلمة اليوم

    ides
المفضلات