damlamak

listen to the pronunciation of damlamak
التركية - الإنجليزية
dribble
drip
drop
drop in
fall off
happen in
to drip, to drop, to dribble, to trickle; to turn up, to pop in, to drop, to blow in
(Konuşma Dili) to drop in (a place) unannounced, drop in. Damlaya damlaya göl olur. (Atasözü) A little at a time makes a lot
blow in
come in suddenly
trickle
weep
drop around
drop off
distill
blob
turn up
drib
pop in
damla
drop

We have not had a single drop of rain for two weeks. - Bizim iki hafta boyunca tek bir damla yağmurumuz olmadı.

Drop by drop, the lake fills. - Damlaya damlaya göl olur.

damla
{i} glob
damla
{i} drops

Only a few drops of rain have fallen. - Sadece birkaç damla yağmur düştü.

Do you have cough drops? - Öksürük damlan var mı?

damlama
{i} drip

Tom heard the water dripping. - Tom suyun damlamasını duydu.

Please turn off the tap. The dripping gets on my nerves. - Lütfen musluğu kapatın. Damlama sinirlerimi bozuyor.

damla
(Biyokimya) dropwise
damla
(Gıda) droplet

The hunter unexpectedly found fresh blood droplets in the snow. - Avcı beklenmedik bir şekilde karda taze kan damlacıkları buldu.

Droplets are falling on my laptop computer. - Damlacıklar dizüstü bilgisayarımın üstüne düşüyorlar.

damla
splash

A raindrop splashed on her cheek. - Bir yağmur damlası onu yanağına sıçradı.

damla
very small quantity
damla
globule
damla
medicine dropper
damla
nip
damla
dram
damla
bit
damla
(Tıp) corpuscle
damla
spot
damla
tot
damla
trickle

A trickle of blood ran down his neck. - Onun boynundan bir damla kan aktı.

damlama
spotting
damla
bead
damla
drip

You can hear the water dripping from the pipe. - Borudan suyun damladığını duyabilirsin.

Constant dripping wears away a stone. - Damlayan su taşı deler.

damla
{i} dripping

Please turn off the tap. The dripping gets on my nerves. - Lütfen musluğu kapatın. Damlama sinirlerimi bozuyor.

The dripping ice cream dirtied his pants. - Damlayan dondurma,onun pantolonunu kirletmiş.

damla
dribble
damla
droppings
damla
eye drop

This juice tastes like eye drops. You've tasted eye drops? - Bu meyve suyunun tadı göz damlası gibi. Göz damlasının tadına baktın mı?

I'd like to buy eye drops. - Göz damlası satın almak istiyorum.

damla
to drop
damla
drop by

Drop by drop, the lake fills. - Damlaya damlaya göl olur.

Drop by drop, the water can conglomerate into a lake. - Damlaya damlaya göl olur.

Damla
(isim) Water drop
Damla
(Anatomi) gutta
damla
drop, drip, bead, globule; medicine dropper; gout; very small quantity, bit
damla
{i} suspicion
damla
{i} driblet
damla
pharm. drops: burun damlası nose drops
damla
{i} drachm
damla
{i} dribblet
damla
{i} blob
damla
gout
damla
drop-shaped, pear-shaped
damla
(Konuşma Dili) heart attack
damla
minim
damlama
dripping

Tom heard the water dripping. - Tom suyun damlamasını duydu.

Please turn off the tap. The dripping gets on my nerves. - Lütfen musluğu kapatın. Damlama sinirlerimi bozuyor.

damlama
{i} trickle
damlama
guttation
damlama
dripping, drip
damlama
dropping
kaleminden kan damlamak
colloq . to write effectively and movingly; to write things that bring tears to the eyes
yanakından kan damlamak
to be rosy-cheeked and healthy, radiate health
yüzünden kan damlamak
to be very healthy and rosy-cheeked, be in the pink of health
التركية - التركية
Bir yere çağrılmadan, birdenbire, çekinmeden girmek
İçindekini damla damla akıtmak
Bir yere çağrılmadan birdenbire girmek
Damla durumunda tane tane düşmek
(Osmanlı Dönemi) TEKEVVÜR
damla
Yuvarlak biçimde, çok küçük miktarda sıvı: "Elime bir damla yağmur düştü."- H. E. Adıvar
Damla
katre
damla
Çok az miktar
damla
Kalbe inen inme, felç
damla
Kalbe inen inme; felç
damla
Damla biçiminde olan (ziynet)
damla
Damlalıkla kullanılan ilaç
damla
Aniden kalbe gelen inme
damla
Kalbe inen inme, felç. Çok az miktar: "Keyfin damlası karıştığı zaman, hak hak olmaktan, adalet adalet olmaktan çıkar."- F. R. Atay
damla
Belli miktarlarda akıtılarak kullanılan ilaç
damla
Yuvarlak biçimde, çok küçük miktarda sıvı
damlama
Damlamak işi
damlamak
المفضلات