düşünmeden

listen to the pronunciation of düşünmeden
التركية - الإنجليزية
without thinking

Tom acted without thinking. - Tom düşünmeden hareket etti.

She acted without thinking. - Düşünmeden hareket etti.

recklessly
off the cuff, without thinking
by rote
irrespective of
impulsively
without thinking, without thought of, impulsively
rashly
out of hand

I told him about my ideas but he dismissed them out of hand. - Ben fikirlerimi anlattım fakat o düşünmeden reddetti.

unintentionally
without thought
lightly

Don't behave lightly. - Düşünmeden hareket etme.

off the cuff
incautiously
offhand

I cannot answer your request offhand. - Talebinize düşünmeden yanıt veremem.

rote
incautious
rash
düşünmeden hareket eden
impulsive
düşünmeden yapılan
spontaneous
düşünmeden girişmek
rush
düşünmeden girişmek
rush into
düşünmeden hareket etme
impulsiveness

Impulsiveness is the devil. - Düşünmeden hareket etmek şeytandır.

düşünmeden karar veren kimse
rubber stamp
düşünmeden söylemek
blurt out
düşünmeden söylemek
blunder
düşünmeden söylemek
to blurt sth out
düşünmeden söylenmiş
unconsidered
düşünmeden söylenmiş ya da yapılmış
careless
düşün
{f} think

I think he is Mr Brown. - Onun Bay Brown olduğunu düşünüyorum.

I think it'll rain today. - Bugün yağmur yağacağını düşünüyorum.

düşün
think of

What do you think of the original plan? - Orijinal plan hakkında ne düşünüyorsun?

What do you think of modern art? - Modern sanat hakkında ne düşünüyorsunuz?

düşün
thought

She put down her thoughts on paper. - Düşüncelerini kağıda döktü.

Because of the bad weather, any thought of sight-seeing in the city was abandoned. - Kötü hava nedeniyle, şehir gezisi düşünceleri terk edildi.

düşün
ponder

Tom was probably pondering something. - Tom galiba bir şeyler düşünüp duruyordu.

Let's ponder that for a moment. - Onu bir an için düşünelim.

düşün
turn over
düşün
{f} pondering

Tom was probably pondering something. - Tom galiba bir şeyler düşünüp duruyordu.

düşün
{f} thinking

Everyone listened and was very happy, thinking this wedding was both original and meaningful. - Herkes dinledi ve çok mutluydu, düğünün özgün ve anlamlı olduğunu düşündüler.

The confused mind is the mind that, thinking something over, congeals in one place. - Karışık akıl, bir şeyi aşırı düşünen, bir yerde pıhtılaşan akıldır.

düşün
{f} picturing
düşün
cogitate
düşün
cast about
düşün
ponder of
düşün
contemplate

He contemplated taking a trip to Paris. - Paris'e bir gezi yapmayı düşündü.

When I contemplate the sea, I feel calm. - Denizi düşündüğümde, sakin hissediyorum.

düşün
meditate

I often meditate on the meaning of life. - Ben sık sık yaşamın anlamı üzerinde düşünürüm.

Tom used to meditate every morning. - Tom her sabah düşünüp taşınırdı.

düşün
{f} deliberate

Do you think that was deliberate? - Onun kasıtlı olduğunu düşünüyor musun?

The jury deliberated for three days. - Jüri üç gün boyunca düşündü.

düşün
think up
düşün
idea

Tom thought it would be a good idea to see a doctor. - Tom bir doktor görmenin iyi bir fikir olacağını düşündü.

With Renaissance, scholastic ideas gave place to positive ideas. - Rönesans ile skolastik düşünce yerini pozitif düşünceye bırakmıştır.

düşün
concept
düşün
product of the mind
düşün
excogitate
düşün
considering

She's considering changing her life. - Hayatını değiştirmeyi düşünüyor.

Tom's third marriage was unhappy and he was considering yet another divorce. - Tom'un üçüncü evliliği mutsuzdu ve hâlâ bir kez daha boşanmayı düşünüyordu.

düşün
considered

Tom considered changing his job. - Tom işini değiştirmeyi düşündü.

Tom considered working for our company, but decided not to. - Tom bizim şirketimiz için çalışmayı düşündü, fakat yapmamaya karar verdi.

düşün
thinkup
sonunu düşünmeden
hit or miss
التركية - التركية

تعريف düşünmeden في التركية التركية القاموس.

düşün
Duyularla değil, zihnî olarak tasarlanan, biçim verilen, canlandırılan nesne veya olay, fikir, ide
düşünmeden
المفضلات