düşünen

listen to the pronunciation of düşünen
التركية - الإنجليزية
thinking

The confused mind is the mind that, thinking something over, congeals in one place. - Karışık akıl, bir şeyi aşırı düşünen, bir yerde pıhtılaşan akıldır.

I just don't want to have people thinking I'm weak. - Sadece zayıf olduğumu düşünen insanlara sahip olmak istemiyorum.

deliberative
regardful
careful
considering
reasonable
düşünen ve iradesini kullanan insan
ego
düşün
{f} think

I think he is a doctor. - Onun bir doktor olduğunu düşünüyorum.

The doctor thinks carefully before deciding what medicine to give. - Doktor, hangi ilacı vereceğine karar vermeden önce dikkatlice düşünür.

düşün
think of

You can't expect me to always think of everything! - Her zaman her şeyi düşünmemi bekleyemezsin.

What do you think of the original plan? - Orijinal plan hakkında ne düşünüyorsun?

düşün
thought

She put down her thoughts on paper. - Düşüncelerini kağıda döktü.

Words express thoughts. - Kelimeler düşünceleri ifade eder.

düşün
think up
düşün
cogitate
düşün
meditate

He meditated for two days before giving his answer. - Cevabını vermeden önce iki gün boyunca düşündü.

Do you meditate, Tom? - Üzerinde düşünür müsün?

düşün
contemplate

When I contemplate the sea, I feel calm. - Denizi düşündüğümde, sakin hissediyorum.

The doctor contemplated the difficult operation. - Doktor zor operasyonu düşünüp taşındı.

düşün
ponder of
düşün
cast about
düşün
{f} deliberate

Do you think that was deliberate? - Onun kasıtlı olduğunu düşünüyor musun?

The jury deliberated for three days. - Jüri üç gün boyunca düşündü.

düşün
{f} picturing
düşün
{f} pondering

Tom was probably pondering something. - Tom galiba bir şeyler düşünüp duruyordu.

düşün
turn over
düşün
ponder

Let's ponder that for a moment. - Onu bir an için düşünelim.

She pondered the question for a while. - Soruyu bir süre düşünüp taşındı.

düşün
{f} thinking

When you are constantly told no smoking, no smoking like that, you start thinking, maybe smoking really is a threat to public morals or something. - Sana sık sık sigara içme,o şekilde sigara içme deniliyorsa, düşünmeye başla, belki sigara içmek toplum ahlakına ya da bir şeye yönelik tehdittir.

I can not hear that song without thinking of my high school days. - Lise günlerimi düşünmeden o şarkıyı dinleyemem.

başkalarını düşünen
altruistic
düşün
thinkup
düşün
considered

Tom considered his options. - Tom seçeneklerini düşündü.

Have you ever considered majoring in economics at college? - Üniversitede iktisat bölümünde uzmanlaşmayı hiç düşündünüz mü?

düşün
considering

His suggestion is worth considering. - Onun önerisi düşünmeye değer.

She's considering changing her life. - Hayatını değiştirmeyi düşünüyor.

düşün
excogitate
düşün
idea

With Renaissance, scholastic ideas gave place to positive ideas. - Rönesans ile skolastik düşünce yerini pozitif düşünceye bırakmıştır.

I had been thinking about our new project for two weeks, but I couldn't come up with a good idea. - Ben iki haftadır yeni projemiz hakkında düşünüyorum. Fakat iyi bir fikir sunamadım.

düşün
concept
düşün
product of the mind
enine boyuna düşünen
contemplator
farklı düşünen kişi
deviationist
ileriyi düşünen
long-sighted
kamu yararını düşünen
public minded
kamu yararını düşünen
public spirited
kamu yararını düşünen kimse
public spirited person
kara kara düşünen
broody
kara kara düşünen kimse
brooder
kendi çıkarını düşünen
number one
kendini düşünen
self centered
kendini düşünen
self centred
kendini düşünen
self absorbed
kendini düşünen
selfish
kendini düşünen
self oriented
makul düşünen
hardheaded
mantıklı düşünen kimse
reasoner
toplum yararını düşünen
public spirited
التركية - التركية

تعريف düşünen في التركية التركية القاموس.

düşün
Duyularla değil, zihnî olarak tasarlanan, biçim verilen, canlandırılan nesne veya olay, fikir, ide
düşünen
المفضلات