boşuna

listen to the pronunciation of boşuna
التركية - الإنجليزية
in vain

Dick tried in vain to solve that problem. - Dick o problemi çözmek için boşuna çalıştı.

All our efforts were in vain. - Tüm çabalarımız boşunaydı.

otiose
vainly
of no avail
to no avail

We have discussed the problem several times but to no avail. - Biz sorunu birkaç kez tartıştık ama boşuna.

I have tried to overcome my shyness, but to no avail. - Utangaçlığımı atlatmaya çalıştım, ama boşuna.

empty
unnecessarily
to no end
gainless
useless

Nature does nothing uselessly. - Doğa hiçbir şeyi boşuna yapmaz.

no go
unavailing
no dice
in vain, for nothing
for nothing

I translated this text for nothing. - Bu metni boşuna çevirdim.

We got this chair for nothing because the lady next door didn't want it anymore. - Yandaki bayan artık onu istemediği için biz bu sandalyeyi boşuna aldık.

no good
needless
frantic
in vain, uselessly
vain

Dick tried to solve the problem, in vain. - Dick o problemi çözmek için boşuna çalıştı.

Dick tried in vain to solve that problem. - Dick o problemi çözmek için boşuna çalıştı.

futile
no end
fondly
hopeless
avail to
sisyphean
to avail
nothing for
nothing

I got this book for nothing. - Ben bu kitabı boşuna aldım.

He got the car for nothing. - O, arabayı boşuna aldı.

avail

I tried again, but to no avail. - Tekrar denedim ama boşuna.

I have tried to overcome my shyness, but to no avail. - Utangaçlığımı atlatmaya çalıştım, ama boşuna.

fallacious
boşuna didinmiş
frustrated
boşuna çabalamak
flounder
boşuna olarak
In vain
boşuna umutlandıran
tantalizing
boşuna uğraşma
futile effort
boşuna değil
not for nothing
boşuna harcamak
to waste
boşuna nefes tüketmek
to waste one's breath
boşuna oluş
futility
boşuna patırtı
much ado about nothing
boşuna uğraş
Sisyphean task
boşuna uğraş
Sisyphean labor
boşuna uğraşmak
beat the air
boşuna uğraşmak
talk in circles
boşuna uğraşmak
run in circles
boşuna uğraşmak
bay the moon
boşuna uğraşmak
to beat the air
boşuna çırpınmak
run one's head against a wall
boşuna çırpınmak
bang one's head against a wall
boşuna ümit verme
tantalization
boşu boşuna
unnecessarily
boşu boşuna
for nothing
boşu boşuna
uselessly, in vain
boşu boşuna
uselessly
التركية - التركية
Boş yere, yararsız yere, gereksiz, beyhude, nafile, tevekkeli: "Kızı boşuna sinirlendirmişsin."- M. Ş. Esendal
Boş yere, yararsız yere, gereksiz, beyhude, nafile, tevekkeli
tatavıya
boş yere
beyhude
abesen
boşu boşuna
Gereksiz yere, boşuna
boşuna
المفضلات