begreifend

listen to the pronunciation of begreifend
الإنجليزية - التركية

تعريف begreifend في الإنجليزية التركية القاموس.

seeing
dolayı

Kötü havadan dolayı şehrin görülmeye değer yerlerini görme fikrinden vazgeçtim. - I gave up the idea of seeing the sights of the city because of the bad weather.

seeing
bağ. (that) -eceğine göre; -diğine göre; hazır ...; madem, mademki: Seeing you're going to get her mail, would you mind getting mine too
recognising
kabul ederek
recognizing
tanıma

Matsutake mantarlarını tanıma sanatı benim tutkum oldu, bu tutku ona dair bir kitap yazmamla sonuçlandı. . - The art of recognizing matsutake mushrooms became my passion, culminating in my writing a book on it.

Tom onu tanımadan Mary'nin yanından geçti. - Tom walked right past Mary without recognizing her.

conceptive
anlaşılır
conceptive
anlayan
conceptually
kavramsal olarak
seeing
{f} gör

Bu nisanda seni görmeye can atıyorum. - I'm looking forward to seeing you this April.

Çocuk kelebeği gördüğünde, onu kovalamaya girişti, bitişikteki bayanla sohbet ederken ona sessiz kalmasını söyleyen annesini kızdırdı. - The boy, upon seeing a butterfly, proceeded to run after it, provoking the anger of his mother, who had ordered him to stay quiet while she gossiped with the lady next door.

conceptually
kavramsal
seeing
görüyorum

O kızı görüyorum.

Sanırım geleceğimi görüyorum. - I think I'm seeing my future.

Ben burada bir desen görüyorum. - I'm seeing a pattern here.

conceptive
{s} kavrayan
conceptive
{s} gebeliğe elverişli
conceptive
(Tıp) Döllenmeye ait
conceptive
{s} kavramsal
seeing
(isim) görme
seeing
için

Ben seni bir gelinlik içinde görmek için sabırsızlanıyorum. - I'm looking forward to seeing you in a wedding dress.

Seni görmek için can atıyorum. - I'm looking forward to seeing you.

seeing
(bağlaç) madem, mademki
seeing
yüzünden
ألمانية - الإنجليزية