Endişelenmek için iyi bir nedenim var.
- I've got a good reason to be worried.
Ben onun sağlığı hakkında endişeliydim.
- I was worried about his health.
Annesi onun hakkında endişeli.
- His mother is worried about him.
Gerçekten kaygılı görünüyorsun.
- You look really worried.
İlk önce ben kızımın sağlığı hakkında çok kaygılıyım.
- First of all, I'm very worried about my daughter's health.
Salgın konusunda gereksiz yere endişeli olmak için hiçbir sebep yoktur.
- There is no reason to be unnecessarily worried about the outbreak.
Endişeli olmak elimde değil.
- I can't help being worried.
Endişelenmek için iyi bir nedenim var.
- I've got a good reason to be worried.
Üzgünüm. Tom kız kardeşinin kazasından beri hiç kimseyle konuşmuyor.
- I'm worried. Tom hasn't been talking to anyone since his sister's accident.
Tom bir İngilizce testin sonucu hakkında üzgün görünüyordu.
- Tom looked worried about the result of an English test.
... I'm worried we're not making some of the fundamental ...
... Lots of people are worried about how advertising is going ...