başlıca

listen to the pronunciation of başlıca
التركية - الإنجليزية
primary

The show Hoarders is one of the primary causes of armchair psychology in America. - Gösteri Stokçular Amerika'da koltuk psikolojinin başlıca nedenlerinden biridir.

major

Golf courses are a major cause of water pollution. - Golf sahaları su kirliliğinin başlıca sebeplerinden biridir.

That was my major complaint. - O başlıca şikayetimdi.

main

The main islands of Japan are Hokkaido, Shikoku, Honshu and Kyushu. - Japonya'nın başlıca adaları Hokkaido, Shikoku, Honshu ve Kyushu'dur.

Fossil fuels are the main causes of global warming. - Fosil yakıtlar küresel ısınmanın başlıca nedenleridir.

principal

The principal natural isotope of aluminium is aluminium-27. - Alüminyum'un başlıca doğal izotopu alüminyum-27'dir.

The aardvark's principal food is termites. - Yerdomuzunun başlıca gıdası termitlerdir.

staple
mainly

Only about 15 per cent of people with autism are in the workforce, mainly because people are so judgemental about them. - Otistik insanların yalnızca yaklaşık yüzde 15'i işgücündedir, başlıca nedeni insanların onlar hakkındaki büyük peşin hükümleridir.

prime
ruling
chiefly

The accident was caused chiefly by the unpredictable weather. - Kazanın başlıca nedeni öngörülemeyen havaydı.

essential
cardinal
principally
largely
principal, chief, main
leading
mostly
main, principal, chief, primary
primarily
prominent
mainstream
paramount
primal
uppermost
chief

Rice is the chief crop in this area. - Pirinç bu alanda başlıca üründür.

The chief crop of our country is rice. - Ülkemizin başlıca ürünü pirinçtir.

mainstays
most
parexcellence
elemental
predominate
başlıca nedenler
primary reasons
başlıca nedenler
main reasons
başlıca nedenleri
main causes of
başlıca nedenleri
the primary reasons of
başlıca nedenleri
primary reasons of
başlıca nedenleri
the main reasons of
başlıca nedenleri
primary causes of
başlıca sebeplerinden biri
one of the primary resons of
başlıca sebeplerinden biri
one of the main reasons of
başlıca dayanak
atlas
başlıca etken
mainspring
başlıca mahsül
staple
başlıca özelliği
strong point
başlıca öğe
staple
başlıca ürün
leading product
التركية - التركية
En önemli, başta gelen
En önemli, başta gelen: "Eleştirme her okurun, her seyircinin başlıca hakkıdır."- N. Ataç
yaşlıca başlıca
Yaşı biraz geçkin durumunda olan (kimse)
başlıca
المفضلات