büyüt

listen to the pronunciation of büyüt
التركية - الإنجليزية
(Bilgisayar) zoom in
(Bilgisayar) zoom
(Bilgisayar) zoom to
aggrandize
enlarge

When will that picture I wanted enlarged be ready? - Büyütülmesini istediğim şu resim ne zaman hazır olacak?

He wanted to enlarge his sphere of influence. - O, etki yaptığı alanı büyütmek istedi.

made big
scale up
make big
{f} rear
make larger
{f} rearing
magnify

Tom examines the rock with a magnifying glass. - Tom büyüteçle kayayı inceliyor.

Do you have a magnifying glass? - Bir büyütecin var mı?

büyü
magic

Can S. Jobs bring back the magic to Disney? - S.Jobs Disney'e büyüyü geri getirebilir mi?

I'll use magic on him and turn him into a frog. - Ona büyü yapacağım ve bir kurbağaya çevireceğim.

büyü
{i} sorcery

There is sorcery behind this, said a sinister voice coming from the crowd. - Kalabalıktan gelen uğursuz bir ses Bunun arkasında büyücülük var dedi.

büyü
spell

Tom had a coughing spell. - Tom'un öksürük büyüsü vardı.

Her beauty cast a spell over him. - Onun güzelliği onu büyüledi.

büyü
charm

She is a charming woman. - O büyüleyici bir kadındır.

Paris has a great charm for Japanese girls. - Paris Japon kızları için büyük bir cazibeye sahiptir.

büyü
fascination

Studying languages is my biggest fascination and hobby. - Dil öğrenmek benim en büyük tutkum ve hobimdir.

büyü
conjure
büyü
weird
büyü
occultism
büyü
enchant

She was enchanted by his little laugh. - Onun küçük kahkahasıyla büyülenmişti.

Mary's explanations enchanted me and desolated me all at once. - Mary'nin açıklamaları beni büyüledi ve birdenbire beni üzdü.

pencere büyüt
(Bilgisayar) full
büyü
hex
büyü
black art

Tom is a practitioner in the black arts. - Tom bir kara büyü uygulayıcısıdır.

büyü
enchantment
büyü
grow

Our international sales continue to grow, bringing the name of Toyo Computer into businesses world-wide. - Uluslararası satışlarımız büyümeye, Toyo Computer adını dünya çapında iş dünyasına getirmeye devam ediyor.

You must not smoke till you grow up. - Büyüyünceye kadar sigara içmemelisin.

büyü
bewitchment
büyü
grow up

Where in Japan did you grow up? - Japonya'da nerede büyüdünüz?

When I grow up, I want to be an English teacher. - Büyüyünce, bir İngilizce öğretmeni olmak istiyorum.

büyü
incantation
büyü
sortilege
büyü
voodooism
büyü
conjuration
büyü
{i} witchcraft

Mary was accused of practicing witchcraft. - Mary, büyü uygulama konusunda suçlanıyordu.

The pentagram is an important symbol in witchcraft. - Beş köşeli yıldız büyücülükte önemli bir semboldür.

büyü
voodoo
büyü
crescere
büyü
theurgy
büyü
bewitchery
büyü
{f} grown up

He is, as it were, a grown up baby. - O, adeta, büyümüş bir bebek.

Tom can see the many weeds that had grown up around the house. - Tom evin etrafında büyümüş olan pek çok yabani otları görebiliyor.

büyü
put spell
büyü
spells

I don't believe in spells and charms. - Büyülere ve cazibelere inanmıyorum.

Tom has a lot of dizzy spells. - Tom'un birçok baş döndürücü büyüleri vardır.

büyü
the black art

Tom is a practitioner in the black arts. - Tom bir kara büyü uygulayıcısıdır.

büyü
hoodoo
büyü
magic, spell, incantation, sorcery, charm
büyü
(hint) Maya
büyü
medicine

There's a big bottle of aspirin in the medicine cabinet. - Ecza dolabında büyük bir şişe aspirin var.

Grandmother believes that Chinese medicines are the best. - Büyükanne, Çin ilaçlarının en iyi olduğuna inanıyor.

büyü
obeah
büyü
romance
büyü
glamour [Brit.]
büyü
witchery
büyü
glamor

She's a glamorous girl. - O büyüleyici bir kız.

büyü
witching
büyü
{i} glamour
büyü
art

He is such a great artist that we all admire. - O öyle büyük bir sanatçı ki hepimiz ona hayranız.

John grew up to be a great artist. - John büyük bir sanatçı oldu.

büyü
burgeon
التركية - التركية

تعريف büyüt في التركية التركية القاموس.

BÜYÜ
(Osmanlı Dönemi) Cin gibi manevî varlıklar aracılığı ile insan veya başka varlıklar üzerinde etki meydana getirme işi. Dinimiz büyücülerin şerrinden, kötülüklerinden Allah'a sığınmamızı emreder. Müslüman büyücülük yapmaz
büyü
Karşı durulmaz güçlü etki: "Ondan tüten görünmez bir büyünün içinde titriyorum."- Y. Z. Ortaç
büyü
Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, sihir, füsun, bağı: "Akkız Ana, Hasan'a gönül vermenin bir büyü olduğunu, ne kadar anlatmışsa da kâr etmemiş."- H. E. Adıvar
büyü
Karşı durulmaz güçlü etki
büyüt
المفضلات