büyümüş

listen to the pronunciation of büyümüş
التركية - الإنجليزية
grown

Tom can see the many weeds that had grown up around the house. - Tom evin etrafında büyümüş olan pek çok yabani otları görebiliyor.

My, how you've grown! - Vay, nasıl da büyümüşsün!

adult
swelled
full-grown
grown-up
macrame
full grown
büyü
magic

The magician's tricks surprised us. - Büyücünün hileleri bizi şaşırttı.

I'll use magic on him and turn him into a frog. - Ona büyü yapacağım ve bir kurbağaya çevireceğim.

büyü
{i} sorcery

There is sorcery behind this, said a sinister voice coming from the crowd. - Kalabalıktan gelen uğursuz bir ses Bunun arkasında büyücülük var dedi.

büyü
spell

She put him under a spell. - O, ona bir büyü yaptı.

The spell was broken and the pig turned into a man. - Büyü bozuldu ve domuz, bir adama dönüştü.

büyümüş de küçülmüş
precocious
büyümüş de küçülmüş
forward
büyümüş şey
growth
büyü
charm

They were all charmed by her song. - Onların hepsi onun şarkısı tarafından büyülendi.

She is a charming woman. - O büyüleyici bir kadındır.

büyü
fascination

Studying languages is my biggest fascination and hobby. - Dil öğrenmek benim en büyük tutkum ve hobimdir.

büyü
enchant

Mary's explanations enchanted me and desolated me all at once. - Mary'nin açıklamaları beni büyüledi ve birdenbire beni üzdü.

The wizard enchants the castle, protecting it from harm. - Sihirbaz zarardan korumak için şatoyu büyülüyor.

büyü
conjure
büyü
occultism
büyü
weird
erken büyümüş
precocious
büyü
bewitchment
büyü
enchantment
büyü
black art

Tom is a practitioner in the black arts. - Tom bir kara büyü uygulayıcısıdır.

büyü
voodooism
büyü
hex
büyü
grow up

When I grow up, I want to be an English teacher. - Büyüyünce, bir İngilizce öğretmeni olmak istiyorum.

Where in Japan did you grow up? - Japonya'da nerede büyüdünüz?

büyü
grow

I want to be a pilot when I grow up. - Büyüdüğüm zaman bir pilot olmak istiyorum.

My baby is also eight months old, is healthy and is growing by leaps and bounds. - Ayrıca,bebeğim sekiz aylık,sağlıklı ve çabucak büyüyor.

büyü
bewitchery
büyü
sortilege
büyü
{f} grown up

He is, as it were, a grown up baby. - O, adeta, büyümüş bir bebek.

Sandra has grown up to be a beautiful woman. - Sandra büyüdüğünde güzel bir kadın oldu.

büyü
incantation
büyü
conjuration
büyü
voodoo
büyü
{i} witchcraft

Tom was accused of practicing witchcraft. - Tom, büyü uygulama konusunda suçlanıyordu.

The pentagram is an important symbol in witchcraft. - Beş köşeli yıldız büyücülükte önemli bir semboldür.

büyü
theurgy
büyü
crescere
büyü
spells

I don't believe in spells and charms. - Büyülere ve cazibelere inanmıyorum.

This fantasy book is a succession of really flashy magical spells and that makes it boring instead. - Bu fantezi kitap gösterişli çok güzel büyülerin bir birbirini izlemesidir ve onun yerine bu onu sıkıcı yapar.

büyü
put spell
bollukta büyümüş brought up
in the lap of luxury; prodigal, wasteful; used to luxurious living
büyü
hoodoo
büyü
the black art

Tom is a practitioner in the black arts. - Tom bir kara büyü uygulayıcısıdır.

büyü
magic, spell, incantation, sorcery, charm
büyü
(hint) Maya
büyü
glamor

She's a glamorous girl. - O büyüleyici bir kız.

büyü
witchery
büyü
medicine

Grandmother believes that Chinese medicines are the best. - Büyükanne, Çin ilaçlarının en iyi olduğuna inanıyor.

There's a big bottle of aspirin in the medicine cabinet. - Ecza dolabında büyük bir şişe aspirin var.

büyü
romance
büyü
obeah
büyü
witching
büyü
{i} glamour
büyü
art

John grew up to be a great artist. - John büyük bir sanatçı oldu.

He is such a great artist that we all admire. - O öyle büyük bir sanatçı ki hepimiz ona hayranız.

büyü
glamour [Brit.]
büyü
burgeon
içe doğru büyümüş
ingrown
tamamen büyümüş
full grown
çok büyümüş
overgrown
التركية - التركية

تعريف büyümüş في التركية التركية القاموس.

BÜYÜ
(Osmanlı Dönemi) Cin gibi manevî varlıklar aracılığı ile insan veya başka varlıklar üzerinde etki meydana getirme işi. Dinimiz büyücülerin şerrinden, kötülüklerinden Allah'a sığınmamızı emreder. Müslüman büyücülük yapmaz
büyü
Karşı durulmaz güçlü etki: "Ondan tüten görünmez bir büyünün içinde titriyorum."- Y. Z. Ortaç
büyü
Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, sihir, füsun, bağı: "Akkız Ana, Hasan'a gönül vermenin bir büyü olduğunu, ne kadar anlatmışsa da kâr etmemiş."- H. E. Adıvar
büyü
Karşı durulmaz güçlü etki
büyümüş
المفضلات