bölümlenme

listen to the pronunciation of bölümlenme
التركية - الإنجليزية
section
(Bilgisayar) fragment
fractionation
bölüm
(Hukuk) chapter

Study the next chapter. - Gelecek bölümü çalışın.

Let's begin with the first chapter. - İlk bölümle başlayalım.

bölüm
{i} department

He is the manager of the marketing department. - O, pazarlama bölümü yöneticisidir.

He is the chief of my department. - Benim bölüm şefimdir.

bölüm
{i} section

Who's in charge of the sales section? - Satış bölümünün sorumlusu kim?

He works in the planning section. - O, planlama bölümünde çalışıyor.

bölüm
episode

What's your favorite Star Trek episode? - Favori Star Trek bölümünüz hangisidir?

I didn't watch Star Wars episode 1. - Yıldız Savaşlarının birinci bölümünü izlemedim.

bölüm
{i} sequence
bölüm
compartment

The bureau drawer has several compartments. - Büro çekmecesinin birçok bölümü var.

bölüm
{i} fraction
bölüm
{i} portion

Land occupies the minor portion of the earth's surface. - Ülke dünya yüzeyinin küçük bir bölümünü kaplar.

Do you have a technical diagram for this portion? - Bu bölüm için teknik bir şemanız var mı?

bölüm
bit

Hey, what happened in the final episode of 'Tom and Mary'? They broke up, in the end. It was really bittersweet. Oh my! And after being so deeply in love! - Hey, Tom ve Mary'nin son bölümünde neler oldu? Onlar sonunda ayrıldılar. Gerçekten buruktu. Tanrım! Ve bu kadar derinden aşık olduktan sonra!

bölüm
class
bölüm
part

In the Quran there is a part about Saint Mary and the birth of Jesus Christ. - Kuran'da Hz. Meryem ve Hz. İsa'nın doğumu hakkında bir bölüm vardır.

Will you explain the last part in detail? - Son bölümü ayrıntılı olarak açıklar mısın?

bölüm
(Ticaret) component
bölüm
{i} category
bölüm
(Ticaret) paragraph
bölüm
arm

The Sagittarius and Perseus Arms of the galaxy remained unexplored for thousands of years. - Galaksinin Yay ve Perse takım yıldızı bölümleri binlerce yıl keşfedilmemiş olarak kaldı.

bölüm
pass

He gave me chapter and verse on how bears pass the winter. - O bana ayıların kışı nasıl geçirdiği hususunda bölüm ve ayet verdi.

bölüm
{i} segment

Tom often rings the radio station to give his opinion on the talk-back segment. - Tom cevap verme bölümünde fikrini vermek için sık sık radyo istasyonunu arar.

bölüm
proportion

Robert got a small proportion of the profit. - Robert, karın küçük bir bölümünü aldı..

bölüm
water body
bölüm
portio

Do you have a technical diagram for this portion? - Bu bölüm için teknik bir şemanız var mı?

Land occupies the minor portion of the earth's surface. - Ülke dünya yüzeyinin küçük bir bölümünü kaplar.

bölüm
sectional
bölüm
(Tiyatro) act

The actor was on the stage for most of the play. - Aktör oyunun büyük bölümünde sahnedeydi.

bölüm
(Ticaret) element
bölüm
(Bilgisayar) dept
bölüm
passage
bölüm
(Bilgisayar) partition
bölüm
subdivision
bölüm
(Muzik) movement
bölüm
rubic
bölüm
sector
bölüm
(Tıp) divisio

I had the pleasure of learning that you recently became the manager of the production division. - Ben son zamanlarda üretim bölümü müdürü olduğunu öğrenmekten memnuniyet duydum.

What division of the company do you work in? - Şirketin hangi bölümünde çalışıyorsun?

bölüm
batch
bölüm
stretch
bölüm
instalment
bölüm
bay
bölüm
septum
bölüm
contingent
bölüm
side
bölüm
repartition
bölüm
segmentation
bölüm
branch
bölüm
breakup
bölüm
leg
bölüm
quotient
Bölüm
episodes of
bölüm
chapters

Skip the boring chapters. - Sıkıcı bölümleri geç.

I read a couple of more chapters before I went to sleep. - Uyumaya gitmeden önce birkaç bölüm daha okudum.

bölüm
the part
bölüm
portion, slice, part, division, chapter, section
bölüm
squad
bölüm
{i} installment
bölüm
fragment

It's hard to splice the two fragments together. - İki bölümü birlikte eklemek zordur.

bölüm
cantle
bölüm
{i} desk
bölüm
part, bay; portion, division; chapter, instalment; passage; quotient; department
bölüm
division

I had the pleasure of learning that you recently became the manager of the production division. - Ben son zamanlarda üretim bölümü müdürü olduğunu öğrenmekten memnuniyet duydum.

What division of the company do you work in? - Şirketin hangi bölümünde çalışıyorsun?

bölüm
instal(l)ment
bölüm
chapter , division (math) , quotient , section
bölümlenmek
to be classified
التركية - التركية
Bölümlenmek işi veya durumu
sınıflanma
bölüm
Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım: "Asıl yalıya bitişik bir binada, belki de eski selamlık bölümünde idiler."- R. H. Karay
Bölüm
(Osmanlı Dönemi) FASL
Bölüm
seksiyon
Bölümlenmek
sınıflanmak
bölüm
Çağ, devir
bölüm
Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman
bölüm
Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı
bölüm
Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Çağ, devir: "O gün edebiyat tarihinde hecenin beş şairi diye bir bölüm açanların üçü orada tanıştılar."- Y. Z. Ortaç
bölüm
Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım
bölüm
Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik
bölüm
Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon
bölümlenmek
Bölümleme işine konu olmak, sınıflanmak
bölümlenme
المفضلات