an event that is a beginning; a first part or stage of subsequent events

listen to the pronunciation of an event that is a beginning; a first part or stage of subsequent events
الإنجليزية - التركية

تعريف an event that is a beginning; a first part or stage of subsequent events في الإنجليزية التركية القاموس.

origin
{i} menşe

Balıkçı ürünlerinin menşeini ve tazeliğini garanti eder. - The fishmonger guarantees the origin and freshness of his products.

inception
{i} başlangıç
inception
{i} başlama
inception
başlayıcı
origin
kalkış noktası
origin
(Denizbilim) köker
origin
kökenli

Demokrasi Antik Yunanistan kökenlidir. - Democracy originated in Ancient Greece.

Televizyon izlediğinde ya da radyo dinlediğinde, dinlediğiniz müzik genellikle Afrika kökenlidir. - When you watch television or listen to the radio, the music which you hear is often African in origin.

origin
başlangıç

Başlangıçta, Abraham Lincoln Afrika'ya ve Karayiplere sınır dışı edilecek tüm köleleri istedi. - Originally, Abraham Lincoln wanted all slaves to be deported to Africa or the Caribbean.

Ben başka bir iş yapmak için başlangıçta işe alındım. - I was hired originally to do another job.

inception
başlayan
origin
{i} kök

Ateşin kökeni bilinmemektedir. - The origin of the fire is unknown.

Gelenek Çin kökenlidir. - The custom originated in China.

origin
{i} nereden

Bu alıntıların nereden kaynaklandığını bilmeliyim. - I must know where these quotations originate.

Bu söylentiler nereden kaynaklandı? - Where did such rumors originate?

origin
{i} nesil, soy
origin
{i} doğuş

O, cazın Amerika'daki doğuşunu araştırıyor. - He is studying the origin of jazz in America.

origin
(Avrupa Birliği) menşe, köken
origin
{i} başlangıç noktası
origin
{i} köken, kaynak, asıl
origin
(İnşaat) merkez, kaynak
الإنجليزية - الإنجليزية
inception
origin
origination
an event that is a beginning; a first part or stage of subsequent events
المفضلات