aldat

listen to the pronunciation of aldat
التركية - الإنجليزية
deceive

The boy I thought was honest deceived me. - Dürüst olduğunu düşündüğüm çocuk beni aldattı.

What bugged me most was having been deceived. - Beni en çok kızdıran aldatılmış olmamdı.

{f} beguiled
{f} cheating

It appears that my husband is cheating on me with my friend. I want to tell her: You thieving cat!. - Bana öyle geliyor ki kocam beni arkadaşımla aldatıyor.Ona söylemek istiyorum:Sen kedi çalıyorsun!.

The people who come on the Maury Povich show often make pretentious claims about their lovers cheating on them. - Maury Povich'e gelen insanlar genellikle sevgililerinin onları aldattıkları ile ilgili önemli iddialarda bulunmaktadırlar.

{f} beguiling
{f} trick

It could've been a trick. - Bu bir aldatmaca olabilirdi.

He realized that the visitors had tricked him. - Ziyaretçilerin, kendisini aldattığının farkına vardı.

delude
{f} paltering
{f} dupe
{f} cheat

I just found out that my wife cheated on me. - Az önce karımın beni aldattığını öğrendim.

It appears that my husband is cheating on me with my friend. I want to tell her: You thieving cat!. - Bana öyle geliyor ki kocam beni arkadaşımla aldatıyor.Ona söylemek istiyorum:Sen kedi çalıyorsun!.

{f} befooling
{f} spoof
{f} deluding

Oh! I'm not deluding myself! - Hay! Kendimi aldatmıyorum.

befool
inveigle
finagle
cheat on

Are you telling me that it's completely normal to cheat on my wife? - Bana karımı aldatmanın tamamen normal olduğunu mu söylüyorsun?

If you cheat on me again, I definitely won't forgive you. - Beni bir daha aldatırsan seni kesinlikle affetmeyeceğim.

{f} hoax

You're the victim of a hoax. - Sen bir aldatmaca kurbanısın.

Unfortunately, it's a hoax. - Ne yazık ki bu bir aldatmaca.

palter
defraud
hoodwink

How could I hoodwink him? - Onu nasıl aldatabilirim?

humbug
aldat
المفضلات