-e uygun

listen to the pronunciation of -e uygun
التركية - الإنجليزية

تعريف -e uygun في التركية الإنجليزية القاموس.

-e uygun
in accord with
-e uygun
up to
-e uygun
correspondent with
-e uygun
for
-e uygun
eligible for
-e uygun
According to
-e uygun
suited to
-e uygun
(Fiili Deyim ) cut out for
-e uygun
true to
-e uygun
fit to
-e uygun
agreeable to
-e uygun
congenial to
-e uygun
pertinent to
-e uygun
suited for
-e uygun
fit for
uygun olmak
suit
uygun bir şekilde
properly

Tom wanted to do his job properly. - Tom işini uygun bir şekilde yapmak istedi.

An American Indian is more properly called a Native American. - Bir Amerikalı Kızılderili daha uygun bir şekilde Yerli Amerikalı olarak bilinir.

uygun bulmak
approve
uygun görmemek
disapprove
uygun olmayan
improper

Something improper was going on. - Uygun olmayan bir şey devam ediyordu.

uygun olmayan
inappropriate

Tom often says stupid things at inappropriate times. - Tom çoğunlukla uygun olmayan zamanlarda aptalca şeyler söylüyor.

If your orchid has yellowish leaves, it means that it was placed in inappropriate location. - Eğer orkidenin sarımsı yaprakları varsa, bu onun uygun olmayan bir yere koyulduğu anlamına gelir.

uygun adım yürümek
march
akla uygun
legitimate
uygun
available

Will the room be available for the meetings? - Toplantılar için oda uygun olacak mı?

Are there still available rooms in your hotel? - Otelinizde hala uygun odalarınız var mı?

amaca uygun
relevant

This may be relevant. - Bu, amaca uygun olabilir.

akla uygun
judicious
modaya uygun
fashionable

It's sort of fashionable, but the price is too high! - Bu biraz modaya uygun ama fiyat çok yüksek.

She altered her old clothes to make them look more fashionable. - Eski kıyafetlerini daha modaya uygun hale getirmek için değiştirdi.

uygun
likely

That's hardly likely. - Bu neredeyse hiç uygun değil.

uygun
acceptable
uygun
proper

Tom is the proper boy for the job. - Tom iş için uygun çocuktur.

Properly used, certain poisons will prove beneficial. - Uygun şekilde kullanılırsa, belirli zehirler yararlı olacaktır.

uygun düşmek
suit
uygun
adequate

I'm not stupid enough to climb a mountain in the winter without first making adequate preparations. - Kışın, önceden uygun hazırlık yapmadan bir dağa tırmanacak kadar aptal değilim.

Sadly, Noah's ark was not an adequate environment for dragons, dinosaurs and unicorns. - Ne yazık ki, Nuh'un gemisi ejderhalar, dinozorlar ve tek boynuzlular için uygun bir ortam değildi.

en uygun
optimum
uygun
due

Tom isn't due here till 2:30. - Tom 2.30'a kadar burada uygun değil.

akla uygun
advisable
modaya uygun
in vogue

It's kind of in vogue, but the price is too much! - Bu biraz modaya uygun ama fiyat çok fazla.

size uygun gelen bir zamanda
at your convenience
uygun
relevant

Is your religion relevant on Mars? - Senin dinin Mars'a uygun mu?

Your question is not relevant to the subject. - Sorun konuya uygun değil.

uygun
uniformity
uygun
harmonious
uygun
appropriate for
uygun
advisable

Precautions may be advisable. - Önlemler uygun olabilir.

uygun adımla yürüyüş
March
uygun bir biçimde
seemly
uygun bulmak
uphold
uygun olma
fit

He tried hard only to find that he was not fit for the job. - Yalnızca onun iş için uygun olmadığını bulmak için çok çabalıyordu.

The truth is that he was not fit for the job. - Gerçek onun iş için uygun olmadığıdır.

uygun olmak
belong
uygun olmak
comply with
uygun olmayan
unfit

Layla was considered an unfit mother. - Leyla uygun olmayan bir anne olarak kabul edildi.

uygun olmayan
unsuited
yahudi inançlarına uygun hazırlanan
kosher
çıkarlara uygun düşen
expedient
akla uygun
possible
birbirine uygun olmak
match
birçok işe uygun (alet)
versatile
e uygun
in accord with
pişirilmeye uygun meyve
cooker
size uygun bir zamanda
at your convenience
uygun
comparative
uygun
corresponding
uygun
fairly
uygun
feasible

Tom's story was not very feasible. - Tom'un hikayesi pek uygun değildi.

uygun
savoury
uygun
nicely proportioned
uygun
approbative
uygun
meet

Can you find suitable time for our meeting? - Toplantımız için uygun zaman bulabilir misin?

Tom is looking for a suitable place to hold the meeting. - Tom toplantıyı düzenlemek için uygun bir yer arıyor.

uygun
suitable for
uygun
sufficient
uygun
right

He is the right man for the job. - O, iş için uygun adamdır.

The house looked good; moreover, the price was right. - Ev iyi görünüyordu, üstelik fiyat en uygundu.

uygun
in step with
uygun
concurrence
uygun
toward
uygun
befitting
uygun
decorous
uygun
correct

It's dangerous to assume that all of the sentences in the Tatoeba Corpus are correct and suitable for language study. - Tatoeba külliyatındaki tüm cümleleri, dil eğitimi için doğru ve uygun saymak tehlikelidir.

uygun
fitted

Tom is fitted to become a businessman. - Tom bir iş adamı olmak için uygundur.

uygun
timely
uygun
approbatory
uygun
amenable
uygun
good

The house looked good; moreover, the price was right. - Ev iyi görünüyordu, üstelik fiyat en uygundu.

No one gave him a good chance. - Kimse ona uygun bir fırsat tanımadı.

uygun
conforming
uygun
keen
uygun
reasonable
uygun
match
uygun
(Politika, Siyaset) realistic
uygun
concurrent
uygun
open
uygun
normal
uygun
likely for
uygun
okay

I'm a vegetarian, so I'd rather not have meat, if that's okay. - Ben bir vejetaryenim, eğer uygunsa et yemeği tercih etmem.

Is this water okay to drink? - Bu su, içmek için uygun mu?

uygun
opportune

You have come at an opportune time. - Uygun bir zamanda geldiniz.

uygun
optimal
uygun
matched
uygun
concurrently with
uygun
agree

They agreed to elect him as president. - Onu başkan olarak seçmeyi uygun buldular.

Are you agreeable to our plan? - Bizim planımız için uygun musun?

uygun
suited

Tom and Mary seem to be suited for each other. - Tom ve Mary birbirleri için uygun görünüyorlar.

The young man is quite suited for the position. - Genç adam, konumu için oldukça uygun.

uygun
popular
uygun
agreeable to
uygun
in tune
uygun
(Biyokimya) optimum
uygun
in step
uygun
all right
uygun
fitting

Tom has trouble fitting in. - Tom'un uygun olma sorunu var.

That piece of furniture is not fitting for the living room. - Bu mobilya parçası oturma odası için uygun değil.

uygun
proportionate
uygun
(Kanun) warrantable
uygun
decent

I think it's time for me to buy a decent camera. - Sanırım uygun bir kamera almamın zamanıdır.

I think it's time for me to buy my daughter a decent computer. - Sanırım kızıma uygun bir bilgisayar almamın zamanıdır.

uygun
(Ticaret) admissible
uygun
in good taste
uygun
applicative
uygun
strategic
uygun
fit

This ship is not fit for an ocean voyage. - Bu gemi okyanus yolculuğu için uygun değil.

No one doubts her fitness for the post. - Onun görev için uygunluğundan hiç kimsenin kuşkusu yok.

uygun
qualified
uygun
savory
uygun
step
uygun
tailor-made
uygun
presentable
uygun olarak
according

You will be paid according as you work. - Sana çalışmana uygun olarak ödeme yapılacak.

They buried those who had died in battle according to military tradition. - Onlar savaşta ölenleri askeri geleneğe uygun olarak gömdüler.

uygun olmak
lend to
uygun olmak
agree
uygun olmak
be conformed with
uygun olmak
fit
uygun olmak
be all right
uygun olmak
adapted for
uygun olmak
belong to
uygun olmak
be cut out for
uygun olmak
correspond
uygun olmak
fitted to
uygun olmak
permit
uygun olmak
fitted for
uygun ph
(Biyokimya) optimum ph
en uygun durum
optimum
akla uygun gelmek
make sense
uygun
likelier
uygun
calculated
uygun
suitable

This room is not suitable for sleeping. - Bu oda uyumak için uygun değil.

This material is not suitable for a dress. - Bu malzeme bir elbise için uygun değildir.

uygun
convenient

If it's convenient, please come here tonight. - Eğer uygunsa, lütfen bu gece buraya gel.

It's not a convenient time to speak about that, is it? - Onun hakkında konuşmak için uygun bir zaman değil, değil mi?

uygun
appropriate

Your speech was appropriate for the occasion. - Konuşman duruma uygundu.

Please review the contents and provide any appropriate feedback. - Lütfen içeriği gözden geçiriniz ve herhangi uygun bir geri bildirim veriniz.

kızak için uygun yokuş
coast
uygun yer
niche
akla uygun biçimde
logically
akla uygun biçimde
rationally
akla uygun biçimde
reasonably
hukuka uygun müstenidat
(Kanun) legal grounds
kurallara uygun
according to the rules
muvafakat etmek, uygun olmak
to consent, according to
normlara uygun
in accordance with norms
standartlara uygun
in accordance with normsin accordance with standartsadhering to standardsconforming to standards
uygun bulma
approval
uygun değil
inadequate
uygun görme
approval
-e uygun
المفضلات