şekilsiz

listen to the pronunciation of şekilsiz
التركية - الإنجليزية
formless
shapeless

My life turned into a dark and shapeless living hell. - Hayatım karanlık ve şekilsiz bir cehenneme döndü.

amorphous
misshapen

Do you hate misshapen vegetables? - Şekilsiz sebzelerden nefret eder misin?

unshapely
lacking diagrams or figures
unformed
shapeless, amorphous; ugly
shapeless, amorphous
off form
ugly, unpleasing in appearance
poor geometry
(Tıp) anhistic
(Anatomi) amorph
şekil
{i} figure

I figured it was easier to do it this way. - Onu bu şekilde yapmanın daha kolay olduğunu düşündüm.

This figure is a mirror of the decrease in imports of crude oil. - Bu şekil ham petrol ithalatının azaldığının bir göstergesidir.

şekil
mold
şekil
shape

It is said that cats can change shape. - Kedilerin şekil değiştirebildikleri söylenilmektedir.

The old house was in bad shape. - Eski ev kötü bir şekildeydi.

şekil
image
şekil
mould
şekil
form

Buddha, impressed by the rabbit's efforts, raised him unto the moon and set him in that form forever more. - Tavşanın çabalarından etkilenen Buddha onu aya kadar yükseltti ve onu sonsuza kadar bu şekilde bıraktı.

A form appeared from over there. - Oradan bir şekil ortaya çıktı.

şekilsiz olma durumu, biçimsizlik
to be amorphous state, formlessness
şekil
pattern

Patterns of married life are changing a lot. - Evlilik yaşam şekilleri çok değişiyor.

şekil
{i} contour
şekil
delineate
şekil
format
şekil
cast
şekil
printing
şekil
(Tıp) forme
şekil
vein
şekil
conformation
şekil
face

If you talk to me that way again, I'm going to smash your face in. - Benimle tekrar o şekilde konuşursan, yüzünü parçalayacağım.

His face is distorted by pain. - Onun yüzü acıdan şekil değiştirmişti.

şekil
outline
şekil
diagram
şekil
configuration
şekil
line

You have to read between the lines to get the most out of anything. - En iyi şekilde yararlanmak için satır aralarını iyi okumak zorundasın.

At the bus stop, people waited in orderly lines, but as soon as the bus pulled up, the line broke up. - Otobüs durağında,insanlar düzgün bir şekilde sırada beklediler.Filhakika otobüs durur durmaz sıra bozuldu.

şekil
{i} wise

A wise man would not act in that way. - Akıllı bir adam bu şekilde hareket etmezdi.

öz-şekilsiz
(Jeoloji) anhedral
şekil
shadow
şekil
figure , shape
şekil
way, manner
şekil
diagram, figure, illustration
şekil
semblance
şekil
kind, sort, variety
şekil
morpho
şekil
effigy
şekil
condition, state
şekil
{i} turn

Surprisingly enough, he turned out to be a thief. - Şaşırtıcı şekilde, onun bir hırsız olduğu ortaya çıktı.

The plane turned sharply to the right just before it crashed. - Uçak parçalanmadan az önce, keskin bir şekilde sağa döndü.

şekil
model
şekil
{i} modality
şekil
figuration
şekil
feature
şekil
species
şekil
eidolon
şekil
shape, form; diagram, figure; way, manner
şekil
illustration
التركية - التركية
Belli ve belirli biçimi olmayan (nesne)
Biçimi bozuk, biçimsiz
Biçimi bozuk: "Birçok odaları ve birçok pencereleriyle bu bina biraz şekilsiz bir yalıydı."- A. Ş. Hisar
Belirli biçimi olmayan (nesne)
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Birşeyin gerek hissedilen ve gerek mevhum sureti
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Şebih ve misil
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) (Şekl) Biçim, dış görünüş. Çehre. Tarz. Formül
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Geo: Bir veya daha fazla hudut vasıtasiyle mahdut ve mahsur olan şey
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Bir adamın tab' ve hevasına muvafık olan şey
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Gr: Yazıya nokta, hareke ve i'rab koymak
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Hey'et
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Muhtelif, müşkil işlerin her biri
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Suret. Surette benzerlik
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Edb: Aruz ıstılahında mısraların sayısına ve kafiyelerin sırasına göre ortaya çıkan şekil
Şekil
(Osmanlı Dönemi) BÂB
şekil
Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, biçim: "Dünyayı alıp avcuna bir gün Tanrım / Avcunda bu dünyaya bir şekil ver."- A. N. Asya
şekil
Bir kavramın, düşüncenin, olayın veya işin değişik oluş biçimi: "Yalnızlığın şekilleri vardır, kimsesiz bir yerde yalnızlık, sosyete ve kalabalık içinde yalnızlık."- R. N. Güntekin
şekil
Anlatım biçimi
şekil
Bazı matematiksel varlıkların gösterilmesine yarayan resim
şekil
Toplumsal bir bütünün kuruluş biçimi
şekil
Davranış biçimi, tutum, yol, tarz
şekil
Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, biçim
şekil
Biçim
şekil
Bir konuyu açıklamaya yarayan resim
şekil
Anlatım biçimi: "Ne yapıp yapmış, bu havai konuşmayı röportaj şekline sokmuştu."- Y. K. Karaosmanoğlu
şekil
Olma biçimi, durum, hâl
şekil
motif
şekil
Bir kavramın, düşüncenin, olayın veya işin değişik oluş biçimi
şekilsiz
المفضلات